Kuantum Kuramı ve İnsan


İçinde bulunduğumuz bu yeni yüzyılda hem doğaya hem de insana farklı bir şekilde bakabilme ve yorumlayabilme zamanı gelmiştir. Yirminci yüzyılın başlarında geliştirilmiş olan Kuantum Kuramı o güne kadar doğru kabul edilmiş birçok ilkeyi ve varsayımı altüst etmiş, yeni bir çığır açmıştır.

Klasik fizik bakış açısına göre her nesne bağımsız bir bütündür ve cisim yer kaplayan üç boyutlu bir yapıya sahiptir. Kuantum Kuramına göre ise nesne bir enerji yoğunluğudur ve bağımsız katı cisim diye bir varlıktan söz edilemez. Çünkü enerji şekil değiştirir ve akışkandır. Yani, her nesne yoğunlaşmış bir dalga paketi olup, çevresinden bağımsız, yalıtık bir varlık olarak tanımlanamaz.

Kuantum Kuramı aydınlanma dönemine ait birçok varsayımı yıkmış yepyeni bir dünya görüşüne kapı açmıştır. Aydınlanma çağı denen 18. ve 19. yüzyıl düşünce şekline göre nesnellik, indirgeyicilik, nedensellik ve pozitiflik Batı felsefesinde yerleşmiş temel ilkeleridir. Günümüzün modern bilimi olan Kuantum Kuramı ise hem indirgeyiciliği hem nedenselliği hem de nesnelliği temelinden sarsmıştır. Özellikle mutlak uzay ve mutlak zaman kavramları 20. yüzyılda gelişmiş olan görelilik ve kuantum kuramları ile yerlerini göreli uzay ve göreli zaman kavramlarına terk etmişlerdir.

Kuantum Kuramına Göre Nedensellik
Nedenselliğin temeline inebilmek için termodinamiğin ikinci prensibinden söz etmek gerekir. Çok parçacıklı sistemleri(genellikle sıvı ve gazları) inceleyen bir bilim dalı olan termodinamiğin ikinci ilkesine göre kapalı bir sistem içinde parçacıklar en olası dağılıma doğru hareket ederler. Yani yerlerini değiştirdiklerinde olasılığı maksimum olan dağılımı sağlamaya çalışırlar. En olası dağılım halinde sistem denge durumuna ulaşmış olacağından, bu durum entropinin de maximum oluşu ile tanımlanır. Yani zamanın artışı ile Entropinin artışı eşdeğer ve aynı yönlüdür. Şu halde doğada her sistem zaman geçtikçe denge durumuna ulaşmaya çalışacaktır.

Aynı kaba sıcak ve soğuk suyu katacak olursak bir süre sonra karışım ortalama bir sıcaklığa ulaşır ve dengeye gelmiş olur. Bu ve buna benzer olaylar tersinmez(geriye dönmeyen) olaylardır. Termodinamiğin ikinci ilkesi sayesinde bu tür tersinmez olaylar açıklığa kavuşmuşlardır. Tersinmez olaylarla zamanın yönü aynı oluşu nedensellik ilkesinin temel dayanağıdır.

 
Yazının devamı Popüler Bilim Dergisi’nde…



 
  editör'den / bu sayıda / bayiler / eski sayılar / adres / kapak konusu