Şifresi Çözülen Sesler


Ses algısı dilimizin her bölümüyle algıladığı bir lezzet gibidir. Mesela bir müzik dinlerken, sesler tüm zihinde dolaşmalıdır ki, birçok tatların oluşturduğu zevki alsın... İnsan kafası, gelen sesle yaptığı yansıma, soğurma, açısal dolandırmalar ile bir nevi kendi işitme uzayını yaratarak gelen sesi zihinsel uzayına ekler. Mikrofonlar bu tip işlemleri yapamaz, ortamda ne kadar ses ve sinyal varsa olduğu gibi alır. Böylece şifresi çözülmemiş olarak kaydeder.

Temel işleyiş sırrı, insanın işitme sisteminin yapay olarak benzeştirilmesidir. Yaklaşımlar, uyarlamalar ve modellemedir.

İnsanoğlu, kendi türünün yaşamasına gerek olan sesleri dikkate alır ve sesleri yıllar boyu, zihninde yaşadıklarıyla değerlendirerek hafızasına alır. Hafızasında olan; öğrendiği, tanımladığı sese göre işitir, algılar ve tepki verir. Bir ortam içinde, algıladığımız, anlayabildiğimiz seslerin dışında da duyamadığımız sesler, sinyaller ve bunların bileşkeleri sesler vardır. Hafızasında yer eden sesi duyarsa tepki gösterir, tanımlayamadığı hafif bir ses varsa, algılamaz, tepki göstermez ya da ses anlamadığı fakat şiddetli ise panik hali oluşur.

Zihin, algıladığı seslerin yüksekliği, yönü, yakınlığı, şiddeti hakkında topladığı verileri otomatik değerlendirerek, hızla tepki göstermesi gerekip gerekmediğine karar verir.

İnsan kafası, gelen sesle yaptığı yansıma, soğurma, açısal dolandırmalar ile bir nevi kendi işitme uzayını yaratarak gelen sesi zihinsel uzayına ekler.

Mikrofonlar bu tip işlemleri yapamaz, ortamda ne kadar ses ve sinyal varsa olduğu gibi alır. Böylece şifresi çözülmemiş olarak kaydeder. Şifresi çözülmemiş bu sesler türünün yaşaması için, insan ve diğer hayvanlar (kedi, köpek, baykuş hatta yarasa) kafa yapıları ve işitme sistemleriyle, şifreleri çözerler. Çalışmalarımda kafa yapısının en öncelikli şifre çözücü olduğunu irdeledim.

Yaklaşımlar ile düşünelim; tek mikrofon kayıtları mono olsun, iki mikrofon kaydı stereo 180 derece çevresel bilgi artışı yapar. 5+1 mikrofonlu sistemlerde 360 derece çevresel duyum elde edilir fakat küresel bir yön tayini mümkün olmaz! Oysa holografik ses kayıt sistemleri küresel bir uzay şekli sağlar. Burada 3 boyut terimini aşan bir durum vardır.

Holografik fotoğraflar olan hologramlara bakarsak; 3D olarak isimlenen görüntü sistemlerinden önemli bir farklılık görürüz. Hologramlara iki gözümüzle bakarken, hareket ettiğimizde neredeyse gözümüze çarpacakmış gibi, aslında var olmayan cisimleri görürüz. Holografik ses kayıtlarda da iki kulağımızla bu tip fakat sessel etkiler oluşur. Kulaklığı taktığımız anda sağa sola arkaya tepeye irkilerek bakarız. Her ikisi de 3D sınıfına giremez.

Bu günlerde bile küresel yerleştirilmiş, 140’dan fazla mikrofon ve hoparlör kullanılarak, küresel duyum sağlama araştırma ve çalışmaları yapılmaktadır.


 
Yazının devamı Popüler Bilim Dergisi’nde…



 
  editör'den / bu sayıda / bayiler / eski sayılar / adres / kapak konusu