Ekonomik Kriz Kalbi Vuruyor!


Bütün krizler, kalp krizi üzerinde olumsuz etki yapıyor. Ekonomik kriz dönemlerinde öncelikle kişide bir endişe oluşuyor. Bunu gelecek korkusu takip ediyor, yarınından emin olamayan insanlar büyük bir sorun ile karşı karşıya olduklarını düşünüyor ve içine kapanıyor.

Güven bunalımı, insanların olaylara ve hayata karşı direncini kırmaktadır. Psikolojik bir varlık olan insanın olumsuz olaylardan en çok etkilenen organı da kalbidir. Ekonomik kriz ve bunun getirdiği endişe, korku kalbi olumsuz etkilemektedir.

Ekonomik krizler mevcut olan kalp hastalıklarını tetikleyerek seyrini kötüleştirebilir. Belirtileri daha da alevlendirerek hastanın ağırlaşmasına neden olabilir. Hasta sonunda hastaneye yatırılmak zorunda da kalabilir. Gizli olan ya da o güne kadar gün yüzüne çıkmamış, belirti vermemiş ancak aslında var olan kalp hastalıklarının belirti verir hale gelmesi ve ortaya çıkmasına neden olabilir. Ayrıca kalp hastası olmayan ya da kalbinde hiçbir sorun bulunmayan kişiler de böyle yoğun zamanlarda kendilerini rahatsız ve huzursuz hissettiklerinde de kalp hastası olduklarını düşünerek kardiyoloji kliniklerine başvurmaktadırlar.

Kriz Haberleri Kalbe İndiriyor

Ekonomik kriz, kişiye ağır bir kalp krizi yaşatarak hayatını kaybetmesine neden olabilir. Özellikle kalp sorunu olan kişilerin, düzenli ilaç kullanan kalp hastalarının ekonomik haberlerin çok fazla izlememelerini öneriyoruz. Televizyon karşısında bu tür ekonomik kriz haberlerini izlemek bir anda kalbin ritminin kötüleşmesine hatta ölümlere yol açabiliyor. “Kalbe inmek” tabiri bu durum için çok doğru bir ifade. Çünkü bu tür durumlarda aşırı üzüntü ve gerginlik nedeniyle ortaya çıkan inmeler, özellikle kalbi etkiliyor. Tabi ekonomik kriz ile ilgili öyle haberler yapılıyor ki, insanlar umutsuzluğa sürükleniyor. İnsanlara ümitsizlik veren bu haberler nedeniyle basına da çok büyük görevler düşüyor.

Ümit aşılayıcı ya da çıkış yolu gösterici haberler yapılması gerekiyor. “Eyvah kriz geliyor!”, “Mahvolduk, bittik” edebiyatının yapılması çok yanlış. Çünkü herhangi bir çıkış yolu göstermeyen bu tür haberlerin insanlara hiçbir faydası yok. Bunun yerine gerek basının, gerekse ekonomik anlamda adı olan sivil toplum kuruluşlarının tüm dünyada bir kriz olduğunu, bu krizin Türkiye’yi de etkileyeceğini, global ekonomiden tüm dünya ülkelerinin zarar görebileceğini anlatmaları ve girişimcilere yol gösterici alternatifler sunmaları daha doğru olacaktır.

En Çok İş Adamları Etkileniyor!

Ekonomik sıkıntının kişinin kalbine inmemesi mümkün değil. Örneğin; ev sahibiniz size bu ayın sonunda “evi boşalt” diyor. Ne kadar zorlanacağınızı düşünün. Yeni bir ev, daha pahalı ve çok masraflı. Gerçekten ödemekte çok zorlandığınız borçlarınız var tam da o ay ekonomik kriz nedeniyle patron maaşınızdan büyük bir miktar kesileceğini söyledi. Büyük bir ekonomik sıkıntının içine girmek çok normal. Aynı şekilde patronlar için de sıkıntılı bir durum. Çünkü onlar da çalıştırdığı elemanlarını işten çıkarmaktan mutlu olmuyor. Çünkü ekonomik sıkıntılar yüzünden bünyesinde çalıştırdığı işçi sayısını azaltacak, işlerini küçültecek ve yatırımlarını durduracaktır. Bu da özellikle iş adamları için çok sıkıntılı bir süreçtir. Krizler, iş adamlarının kalbine indiriyor. Çünkü yük daha ağır ve onlar bu durumdan daha çok etkileniyorlar.

Hastalıkların Kaynağı Sürekli Mutsuzluk

Birçok hastalığın kaynağı mutsuzluktur. Bir insan mutlu ise sağlıklı olur çünkü organizma kendini tamir, telafi eder. Hastalık tolere edilebilir, kabul edilebilir, sürdürülebilir bir biçime gelir. Ama eğer organizmanın düzeni bozulur, direnci kırılırsa mevcut hastalık artık taşınamaz hale gelecektir. Hasta gecenin bir saatinde acil servise düşecektir. Ekonomik krizler sonucu borç batağına düşen, tüm düzeni bir anda bozulan ve emekleri boşa giden insanlar büyük bir üzüntü yaşıyor. Bu durum bir süre sonra tolere edilemeyecek hale gelince, hastalıklar, özellikle kalp hastalıkları beraberinde geliyor.


Yazının devamı Popüler Bilim Dergisi’nde…



 
  editör'den / bu sayıda / bayiler / eski sayılar / adres / kapak konusu