Turizmin Sürdürülebilirliği İçin Ekoturizm


Turizm, insanların yaşadıkları ve çalıştıkları yerler dışındaki alanlara geçici olarak hareketlerini, bu alanlarda konaklamaları esnasında gerçekleştirdikleri aktiviteleri ve kişilerin gereksinimlerini karşılamak için yaratılan olanakları kapsar. Dünya ülkeleri tarafından yıllardır turizmin ekonomik yararlarına öncelik verilmiş, hem ülke hem de bölge kalkınmasında en önemli araçlardan biri olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle turizm, özellikle az gelişmiş bölgelerde teşvik edilmiş ve yönetimlerin büyük desteğini görmüştür. Turizm faaliyetlerinin birçok ekonomik faaliyetle doğrudan ve dolaylı ilişkisi ve bu faaliyet alanlarında da ekonomik gelişmeyi uyarabilecek kapasitede olması, sektördeki gelişmenin önemini daha da arttırmaktadır.
Günümüzde de turizm gelirlerinin ülke ekonomilerindeki payı giderek artmakta, gelirler yükselmektedir. Söz konusu gelirden daha fazla pay alma konusunda turizm bölgeleri arasındaki rekabet ise gün geçtikçe şiddetlenmektedir. Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) verilerine göre; 1950-2007 yılları arasında tüm dünyadaki uluslararası turist varışları, 25 milyondan 903 milyona ulaşmıştır. 1950’lerde söz konusu turist varışlarının yüzde 98’ini yalnızca on beş destinasyon paylaşmaktayken, günümüzde bu destinasyonlar, gelişmekte olan ülkelerdeki yeni cazibe merkezlerinin de tercih edilir hale gelmesiyle birlikte çeşitlilik göstermeye başlamıştır. Turizme ilişkin tüm veriler, özellikle yirminci yüzyılın sonlarından itibaren önemli bir ekonomik faaliyet alanı olan bu sektörün, önümüzdeki yıllarda da büyümeye devam edeceğini göstermektedir. Dünya Turizm Örgütü (UNWTO), uluslararası turist varışlarının 2010 yılına kadar 1 milyara, 2020’de ise 1.6 milyara ulaşacağını öngörmektedir.

Bu bağlamda, Dünya Turizm Örgütü 2008 verilerine göre gerek uluslar arası turist varışları gerekse turizm kazançları bakımından dünyanın ilk on ülkesi arasında yer alan Türkiye için, turizmin sürdürülebilirliğinin önemi tartışılmaz bir gerçek haline gelmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca hazırlanan Türkiye Turizm Stratejisi (2023) Eylem Planında (2007-2013) da bu noktadan hareketle doğal, kültürel, tarihi ve coğrafi değerlerin koruma-kullanım dengesi içinde kullanılması ve turizm alternatiflerinin geliştirilerek ülkenin turizmden alacağı payın arttırılmasına yönelik hedefler belirlenmiştir.

Ekoturizm yerel halkın refah düzeyine de katkı sağlıyor

Son yıllarda gerek ülkemizde gerekse dünyada beklenen büyüme ve gözlemlenen yeni eğilimler turizmi oldukça stratejik bir konuma getirmiştir. Çünkü turizm, ziyaret edilen yerin kaynak değerlerine daha saygılı ve ilgili turistleri hedef edinen sürdürülebilir turizm ve ekoturizm yaklaşımları içinde ele alındığında, kendisine kaynak oluşturan alanların sürdürülebilirliği ile yerel halkın refahına katkıda bulunabilmektedir.
Ancak bu faydaların sağlanabilmesi için turizm faaliyetlerinin uzun vadeli, sürdürülebilir yaklaşımlar içinde, dikkatli bir şekilde planlanması, yönetilmesi ve izlenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, turizm faaliyetlerinin olumsuz etkileri nedeniyle bu alanların korunması yerine daha fazla bozulmaları söz konusu olacaktır. Özellikle ekonomik nedenlerle kitle turizmini destekleyen ülkelerde zaman içinde yaşanan deneyimler, turizmin yöredeki sosyal yapı, doğal kaynaklar ile kültürel değerler üzerinde olumsuz etkiler ortaya koyabileceğini göstermiştir. Bu nedenle, her ne kadar yeryüzündeki tüm toplumlar için turizm gün geçtikçe önemli hale gelse de sürdürülebilir gelişimine olan gereksinim halen güncelliğini korumaktadır.

Ülkemizi ziyaret eden turistlerin büyük çoğunluğu halen, yaz aylarında ve belli yörelerde yoğunlaşan “Deniz-Güneş-Kum” turizmi nedeniyle gelmektedirler. Ancak, kitle turizmi anlayışı ile hazırlanan paket turlar ve kısa vadeli yaklaşımlarla pazara sunulan otellerde yer alan her şey dahil sisteminin yarattığı etkiler, ülkemizde yoğun olarak hissedilmeye başlamıştır. Çünkü söz konusu yaklaşım ülkemizi, konakladıkları otelden dışarı çıkmayan, ziyaret ettikleri yöredeki yerel topluluk ve kültürel yaşantısı hakkında ilgili olmayan, daha az eğitimli ve daha düşük gelir seviyesine sahip bir turist kitlesine hizmet eder hale getirmiştir. Ayrıca bu anlayışta turizm, kısa vadeli ve ekonomik kar odaklı bir yaklaşım içinde ele alındığından, turistlere sunulan hizmetin kalitesinde de giderek düşüş yaşanmaktadır. Sonuçta, kitle turizmine konu olan turizm hareketleri, turizmin ülkemizde uzun dönemde sürdürülebilirliğini ve kendisine kaynak oluşturan doğal, tarihi ve kültürel kaynakların korunmasını tehlikeye atar hale gelmiştir. Diğer yandan, kitle turizminin doğal değerler üzerinde yarattığı tahribatın ötesinde, ziyaret edilen alandaki yöre halkı için de pek çok olumsuz etkiyi beraberinde getirdiği bir gerçektir.

Oysa ülkemiz, sahip olduğu doğal, tarihi ve kültürel kaynaklarının zenginliği ile turizmdeki yeni eğilimlerden, eğitim, eğlence ve heyecan unsurlarının ön plana çıktığı sürdürülebilir turizm ve ekoturizm için bulunmaz bir cennettir. Ülkemizde (yaklaşık 10.000) tüm Avrupa ülkelerinin (yaklaşık 12.000) dörtte üçünden fazla bitki varlığının bulunması ve bunların yaklaşık 3 bininin Türkiye endemiği, yani yeryüzünde yalnızca Türkiye’de yaşıyor olması bile bu potansiyeli değerlendirmemiz için oldukça önemli nedenlerden birisidir.


Yazının devamı Popüler Bilim Dergisi’nde…



 
  editör'den / bu sayıda / bayiler / eski sayılar / adres / kapak konusu