 |
Dünyanın sırrı bulunamadı
Tarihte parçacık fiziği hiç bu kadar konuşulmamış tartışılmamıştı; bugünlerde
konuşulduğu kadar. Parçacık fiziğini bu kadar popüler kılan ise Avrupa Nükleer
Araştırma Merkezindeki (CERN) Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (Large Hadron Collider,
LHC). İnsanoğlunun yapmış olduğu en büyük ve karmaşık makine olan LHC, 10
Eylül’deki ilk testi başarıyla geçti fakat 19 Eylül’deki kaza yeni fizik
keşifleri için sabırsızlanan fizikçileri hayal kırıklığına uğrattı. Görünen o ki
ilk çarpışma için biraz daha sabredeceğiz. Yapımı yıllar süren bu
hızlandırıcının 10 Eylül de protonları döndürmeye başlayacağı daha önceden ilan
edilmişti. Bu tarih toplumda her ne kadar, dünyanın ve insanlığın sonu gibi
algılanıp yersiz endişeler yaratsa da, bilim insanları için çok önemli bir
gündü. Bu hızlandırıcı, evrenin oluşumu ve doğanın işleyişiyle ilgili bir takım
bilinmeyenlerin gün ışığına çıkarılmasını sağlayacak. Proton demetinin LHC
içinde dönmeye başlaması, 16 Temmuz 1969'da, Apollo11 aracının uzaya
fırlatılması kadar önemli bir olaydı.
10 Eylül'de yapılanları kısaca özetlersek, proton demeti alt hızlandırıcılardan
geçirilerek enerjisi 450 milyar elektronvolta çıkarıldı. Sonra, LHC’ ye
aktarılan proton demeti burada kısa bir kaç tur denemesinden sonra saat yönünde
tam turlar atmaya başladı. LHC hızlandırıcısı üzerinde yerleştirilen dört
detektör içinden de geçen proton demeti turlarına, öğleden sonra, saat yönünün
tersinde de devam ederek günü başarıyla tamamladı. Bu kadar karmaşık makinenin,
proton demetini içinde döndürmeye başlamasını sağlamak öyle bir düğmeye basarak
gerçekleştirilen bir işlem tabi ki de değil. Binlerce parçanın uyum içinde
çalışması ancak binlerce testin başarıyla sonuçlandırılması sonucunda olabilecek
bir şeydi. Bu başarı testin ardından 19 Eylül'de gerçekleşen kaza, projenin
bundan sonraki aşamasının iki ay ertelenmesine neden oldu. Hayal kırıklığı
yaratan bu gelişme, bu karmaşık makineyi pürüzsüz çalıştırmanın aslında hiçte
kolay olmadığının bir göstergesiydi. Şayet her şey olunda gitseydi, 5 TeV'e
kadar hızlandırılan proton demetleri, 21 Ekim’de kafa kafaya çarpıştırılacaktı.
Bu durumda bu çarpışmanın en erken bu yılın sonunda ya da önümüzdeki yılda
gerçekleşmesi mümkün görünüyor. Kazanın ayrıntılarını anlatmadan önce, LHC
hızlandırıcısının etkileyici özelliklerine bir göz atalım.
Yerin 100 metre altındaki 27 km’lik tünel içerisine inşa edilen hızlandırıcı,
kullandığı süper iletken ve soğutma teknolojisi açısından dünyada eşi benzeri
olmayan bir yer. 10 binlerce süper iletken mıknatısın yapımı ve -271 C’ye
soğutulması, teknolojinin uçlarında gezinerek gerçekleştirildi. Bunun için
sayısız ARGE çalışması yapılıp doğru malzemeye ve doğru teknolojiye ulaşıldı.
Sonrasında üretilen her parçanın bir bütünün içinde mükemmel çalışması sağlandı.
LHC de her biri 14.3m ve 35 ton ağırlığında 1232 tane çift kutuplu mıknatıs
kullanıldı. Niobium-titanium alaşımından yapılmış çok ince telden (6 mikron
kalınlığında) oluşan mıknatıs -271 C dereceye kadar soğutulunca süper iletken
faza geçiyor. Yani mıknatıs, geçen elektrik akımına direnç göstermiyor.
Böylelikle güç kaybına neden olmadan çok yüksek miktarda akımı mıknatıslardan
geçirmek mümkün olabiliyor. Bunun sonucunda da yüksek manyetik alan üretiliyor.
Akla hemen şöyle bir soru gelebilir... Niye bu kadar yüksek manyetik alana
ihtiyaç duyuluyor? Protonları yüksek enerjilere çıkarmak için dairesel
hızlandırıcıda milyonlarca kez döndürmek gerekiyor. Bu yüksek manyetik alan bu
protonları dairesel yörüngede tutuyor…
Kaza nasıl oldu?
Bu kaza LHC halkasının son bölümünde yapılan elektrik testi sırasında
gerçekleşti. Bu test, yapılırken halkada proton demetleri yoktu. Yapılmak
istenilen, 5 TeV lik enerji ile halkada dönecek olan protonları, yörüngede
tutmak için gerekli olan manyetik alana ulaşmak.
İlk belirlemelere göre kaza, iki mıknatıs arasındaki bağlantıyı sağlayan güç
kablosunda gerçekleşti. Bu kablonun erimesi sonucunda oluşan mekanik problem
sıvı helyumun tünele yayılmasına neden oldu. Kazanın tam nedeni sıvı helyum,
güvenli bir şekilde tünelden boşalttıktan sonra anlaşılacak. Diğer taraftan
problemin giderilmesi ancak mıknatısların tekrar ısıtılıp tünele girilmesiyle
mümkün olabilecek bu da en erken 2-3 haftalık bir süre gerektiriyor. Sistem,
tamir edildikten sonra, soğutma işlemi tekrar başlatılacak ve proje kaldığı
yerden devam edecek. Yeni sürprizler çıkmaması durumunda, bir sonraki aşama
proton demetlerini iki ayrı halkada, ters yönde ve aynı anda döndürmeye
çalışmak. Bu yıl için planlanan son aşama ise proton demetlerinin enerjilerini
kademe kademe yükselterek 5 TeV'e ulaştırmaktı. Fakat bu enerjiye bu yıl
içerisinde ulaşılıp ulaşılamayacağı şimdilik çok net değil. Bu problemin bir an
önce giderileceğini umut ederek, LHC hızlandırıcısı üzerine yerleştirilmiş dört
büyük detektörden kısaca bahsedelim. Bunlar, ALICE (A Large Ion Collider
Experiment ), ATLAS (A Torodial LHC ApparatuS ), CMS(Compact Muon Selenoid) ve
LHCb(Large Hadron Collider beauty). Her biri binlerce ton ağırlığında ve
apartman büyüklüğündeki bu karmaşık yapılar, etkileşim sonucunda oluşan
parçacıkların yönlerini, momentumlarını, enerjilerini tespit etmekte
kullanılacak. Bu veriler kullanılarak yeni fiziğin imzasını taşıyan etkileşimler
aranacak. Yani bir anlamda etkileşimlerin fotoğrafları çekilecek.
Yazının devamı Popüler Bilim Dergisi’nde… |