 |
Anaokulu ve Kreşler Mikrop Saçıyor
Halk arasında yaygın olan anlayış, dışarıdaki hava kirliliğinin önemli olduğu
ve evlerin masum mekânlar olduğudur. Ancak yapılan çalışmalar, pek çok durumda
evler gibi kapalı mekânların gerekli tedbirler alınmaması neticesinde çok daha
ciddi sağlık sorunlarına neden olabildiği yönündedir.
İnsanlar zamanlarının büyük bir kısmını (yüzde 80’den fazla) ev, işyeri, okul ve
kreş gibi iç ortamlarda geçirir. Herhangi bir kapalı ortamda geçirilen zamanın
miktarı, ortamın hava kalitesinden kaynaklanan sağlık sorunları ile doğrudan
ilişkilidir.
İç ortam hava kalitesinin kötü olduğu binalarda uzun süre vaktini geçiren
kişilerde çeşitli semptomlar ve kirletici kaynağın yoğunluğuna bağlı olarak da
hastalıklar bile gözlenebilmektedir. Problemlere neden olan bu binalara “hasta
bina” denir. İç ortam hava kalitesinin bozulması astım, kronik alerjik rinite ve
hipersensitivite pnömani gibi çeşitli rahatsızlıklara neden olabilir.
Olumsuz sağlık etkilerinden dolayı, iç ortam havasında bulunan biyoaerosollere (mikrobiyal
aerosollere) maruz kalma üzerine yapılan çalışmalar, son yıllarda en dikkat
çeken konulardan biridir.
Kısaca, havadan kaynaklanan organik toz olarak adlandırılan biyoaerosoller;
bakteri, mantar, mantar sporları, virüsler ile polen ve onların bileşenlerini
içerir ve bakteri ve mantarlar en önemli olanlarıdır.
İç ortamlarda en sık gözlenen bakteri türleri Micrococcus, Staphylococcus ve
Bacillus türleri iken; Aspergillus, Penicillium ve Cladosporium en yaygın
görülen mantar türleridir. Staphylococcus aureus iç ortamlarda en sık rastlanan;
deri, solunum yolları ve kan yoluyla bulaşabilen bir bakteri türüdür. Hemen
hemen her yerde üreyebilen Aspergillus, toksin üretebilen bir alerjendir. Ahşap,
halı, boyanmış yüzeyler gibi ortamları besin olarak kullanabilen Penicillium’un
sporlarının solunması, organik toz toksik sendromu ve hipersensitiv pnömani gibi
rahatsızlıklara neden olabilir. Miktarı fazla olduğu takdirde varlığı önemli
olan Cladasporium ise, toprağın olduğu heryerde rastlanılabilen yaygın bir
mantar türüdür. Bunların haricinde Stachybotrys, Rhizomucor, Rhizopus gibi
mantarlar, iç ortamdaki miktarları fazla olması durumunda önemli sağlık etkileri
vardır.
Önemi ve etkisi
Doğada hemen her yerde bulunabilmelerinden ötürü, birçok kapalı ortamda yüksek
düzeyde biyoaerosoller bulunabilir.
Bu biyolojik canlılara ve onların metabolizmaları sonucu oluşan toksinlere maruz
kalınması durumunda olumsuz sağlık koşulları oluşabilir. Hava kaynaklı bakteri
ve mantarlar toksik, alerjen ve/veya hastalık yapıcı özellikte olabilir.
Biyoaerosollerden kaynaklanan semptomlar ise şöyledir:
Göz sulanması
Hapşırık
Nazal tıkanıklık
Kaşıntı
Öksürük
Hırıltı ve nefes darlığı
Baş ağrısı
Halsizlik
Kreşler ve ilkokullar
Türkiye’de iç ortam hava kalitesinin tespitine yönelik oldukça sınırlı sayıda
çalışma mevcuttur. Kreş ve ilkokullarda gerçekleştirmiş olduğumuz TÜBİTAK
destekli çalışma neticesinde 4-12 yaş grubunun maruz kaldığı bakteri ve mantar
kirleticilerinin seviye ve türlerini tespit ettik. Sonuçlar çok iç açıcı
olmamakla beraber, bu yaş grubunun kirleticilere maruz kalınma açısından hassas
gruplar olması, durumları daha da önemli kılmakta. Henüz bağışıklık sistemleri
tam olarak gelişmemiş olan çocuklar, zamanlarının büyük bir bölümünü kreş ve
ilkokullarda geçirirler. Ankara İli’nde bir ilkokul ve kreşten alınan hava
örneklerinde bakteri ve mantar seviyesi maalesef standartların üzerinde bulundu.
Kreşlerde tespit edilen bakteri seviyesi 80-2450 CFU/m3 (ortalama: 763) arasında
değişirken; ilkokullarda 35-1766 CFU/m3 (ortalama: 731) arasında değişim
gösterdi. Mantar seviyeleri ise kreşlerde 9-904 CFU/m3 (ortalama: 131) arasında
değişirken; ilkokullarda 9-908 CFU/m3 (ortalama: 182) arasında değişim gösterdi.
Hem mantar, hem de bakteri için tespit edilen azami miktarlar standartların çok
üzerindedir. Çocuklarımızın vakitlerini geçirdikleri bu ortamların hava
kalitesinin düzeltilmesi elzemdir.
Pratik öneriler
Ortam havasının biyoaerosoller yönünden kalitesinin iyileştirilmesi; insan
sağlığının korunması ile rahatsızlıklardan kaynaklanan iş kaybını azaltır ve
tıbbi tedaviler nedeniyle ortaya çıkan ekonomik kayıpların önüne geçilmesini
sağlar. İç ortam hava kalitesinin iyileştirilmesi konusunda tasarımcıların,
kullanıcıların, yapı malzemesi üreticilerinin vb. bilinçlenmesi gerekir.
Nemlenmiş ve daha sonra da küflenmiş duvar, döşeme gibi yapı elemanları
bulundukları ortama biyolojik kirletici yayan kaynak haline gelir. Aynı şekilde
mutfak, banyo gibi her zaman ıslak ve nemli kalan alanlar, gereği gibi
temizlenmediği zamanlarda çeşitli biyolojik kirleticiler için uygun ortamlardır.
Yazının devamı Popüler Bilim Dergisi’nde… |