![]() |
|
![]() |
Küresel Isınmanın Tarım ve Su kaynaklarına EtkileriTürkiye’de son yıllarda kaybedilen sulak alanların boyutu yaklaşık 1 milyon 250 bin hektar. Bu alan Marmara Denizi’nin yüzölçümüne eşit. NASA’nın yaptığı bir araştırma, erozyonun şiddetlenerek devam etmesi ve etkili tedbirler alınmaması halinde Türkiye’nin büyük bir bölümünün 2040 yılında çöl olacağını belirlemiş durumda. İklim değişikliği, insanların suya erişme güvencesizliğini, şimdiye dek görülmemiş ölçüde şiddetlendiriyor. Bozulan hava şartları nedeniyle kimi ülkelerde yüzde 25’e varan oranlarda ekin kaybıyla karşılaşılıyor. BM tarafından Kasım 2006 tarihinde yayınlanan İnsani Gelişme Raporu, “Kıtlığın Ötesinde: Güç Dengesizliği, Yoksulluk ve Küresel Su Krizi” başlığını taşıyordu. Rapor, tüm insanlar için günde en az 20 litre temiz su sağlanmasının şart olduğunu, her yıl yaklaşık 1.8 milyon çocuğun temiz ve sağlıklı suya erişemediği için ishale neden olan bulaşıcı hastalıklardan ötürü hayatını kaybettiğini vurguluyordu. Kuraklık ve sağlıklı su noksanlığının en çok kırsal alanda yaşayan insanları etkilediği biliniyor. BM Raporunda, Dünyada kötü beslenen insanların büyük çoğunluğunu(830 milyon kişi oldukları tahmin ediliyor) küçük çiftçiler, çobanlar ve çiftlik işçileri oluşturduğu belirtiliyor. İklim değişikliği, bu insanların suyu erişme güvencesizliğini, şimdiye dek görülmemiş ölçüde şiddetlendiriyor. Bozulan hava şartları nedeniyle bu ülkelerde yüzde 25’e varan oranlarda ekin kaybıyla karşılaşılıyor. Rapora göre, kırsal kesimdeki yoksulların haklarının güvence altına alınması, daha iyi sulama koşullarına ulaştırılması, yeni teknolojiler ve iklim değişikliklerine uyum sağlamalarına yardım edilmesi, yaklaşan felaketi savuşturmak için en temel şartlar. Ancak gelişmekte olan ülkelerde bu şartların yerine getirilmesi için gerekli kaynaklar bulunmuyor. Gelişmiş ülkeler ise yıllardan beri tüm taahhütlerine karşın bu konuda hiçbir somut girişimde bulunmuyorlar. Raporda, bu durum değişmezse, 2025 yılına gelindiğinde bu ülkelerde su sıkıntısı nedeniyle yaşamı risk altında bulunan nüfusun 3 milyara ulaşacağı belirtiliyor. Bir “Marmara Denizi” kadar su kaybettik Su kaynaklarının yitiminde sulak alanların kuruması ve yeraltı sularının çekilmesi en önemli göstergeler. Türkiye’de son yıllarda kaybedilen sulak alanların boyutu yaklaşık 1 milyon 250 bin hektar. Bu alan Marmara Denizi’nin yüzölçümüne eşit. Yeraltı su seviyelerinin hızla düşmesi ise en açık biçimde Türkiye’nin yeraltı su deposu olarak bilinen Konya Ovası’nda gözleniyor. Bu çekilmenin taşıdığı en önemli risk ise, Toroslar’ın eteklerinden Tuz Gölü’ne doğru olan tatlı su akışının ters yöne dönmesi. Yapılan ölçümlere göre içilebilir özellikteki temiz yeraltı suyu ile Tuz Gölü arasında önceki yıllarda 50 metre civarında olan kot farkı bu yıl 15 metreye kadar indi. Böyle giderse 5–6 yıl sonra Tuz Gölü’nden yeraltı su havzalarına doğru akış başlayacak ve temiz su tamamen bozulacak. Uzmanlar böyle bir durumda tuzlanan yeraltı sularının tekrar tatlı su özelliği kazanabilmesi için 1400 yıl geçmesi gerekeceğini söylüyorlar. Türkiye 2040’ta çöl olacak NASA’nın yaptığı bir araştırma, erozyonun şiddetlenerek devam etmesi ve etkili tedbirler alınmaması halinde Türkiye’nin büyük bir bölümünün 2040 yılında çöl olacağını belirlemiş durumda. Türkiye’nin ortalama yıllık yağış miktarı 643 mm. Bu miktardaki yağış yılda ortalama 501 milyar metreküp suya karşılık geliyor. Bu suyun 274 milyar metreküpü toprak ve su yüzeyleri ile bitkilerden olan buharlaşma yoluyla atmosfere geri dönüyor. Teknik olarak Türkiye’nin kullanılabilir yeraltı ve yerüstü su miktarı 107 milyar metreküp. Geriye kalan ise çeşitli nedenlerle kullanılması mümkün olmayan su özelliği taşıyor. Türkiye’de kişi başına su potansiyeli 1640 m3/yıl civarında. Sınıflandırmaya göre, kişi başına su potansiyeli 3.000 ile 10.000 m3/yıl olan ülkeler “yeterli suyu olan ülke” , kullanılabilir su miktarı kişi başına 1000 ile 3000 m3/yıl arasındaki ülkeler“su sıkıntısı olan ülke”, kullanılabilir su potansiyeli kişi başına 1000 m3’ten az olan ülkeler ise “su fakiri ülke” olarak kabul ediliyor. Türkiye’de 1980 ile 2000 yılları arasını kapsayan 20 yıllık dönemde toplam su tüketimi(sulama+içme ve kullanma+sanayi) yüzde 256 oranında artmış bulunuyor. 1980 de toplam su kullanımı 11.8 milyar m3/yıl iken bu miktar 2000 yılında 42 milyar m3/yıl’a yükselmiş durumda. Devlet İstatistik Enstitüsü 2030 yılında Türkiye’nin nüfusunun 100 milyon olacağını tahmin ediyor. Mevcut eğilimler devam ederse, 2030’da kişi başına yıllık su miktarının bin metreküpün altına düşmesi ve ülkemizin su fakiri ülke sınıfına girmesi bekleniyor. Yazının devamı Popüler Bilim Dergisi’nde… |
| editör'den / bu sayıda / bayiler / eski sayılar / adres / kapak konusu | |