Petrolü Bırak, Elektriğe Bak!..


Çok yakın gelecekte ultra yeşil araçların tamamıyla elektrikli araçlar olacağından bahisle, yakıt hücreli otomobiller ile hibrit araçların hepsinin elektrikli sürüş motorlarına sahip olduğu, dolayısı ile gelişen teknolojilerin büyük yaygınlıkta işe yaracağı belirtilmekte. Otomotiv şirketlerinin gelecek üretimlerinde elektrik motorlarına daha çok gereksinim duyacağı ve otomobil üretim konseptinde çok yakında büyük değişimler beklendiği de ifade ediliyor.

Enerji verimliliği çalışmaları otomotivde yeni bir çağın hayal ettiğimizden daha da yakın olduğunu gösteriyor.

Araştırmacılar 200 C derecede yüksek performans gösteren daimi mıknatıs geliştirdiler. Bu alaşım sayesinde elektrikli sürüş motorları daha etkili ve daha uygun fiyatla üretilebilecek.

Bir yüzyıldan fazladır otomobil rüyası devam ediyor. Daha hızlı, daha güçlü ve daha gösterişli. Peki nasıl? Şüphesiz daha fazla yakıt gereksinerek. Gerçi teknolojik yeniliklerle içten yanmalı otolar büyükbabalarına kıyasla çok daha ekonomikler fakat ne yazık ki petrol tükeniyor!

Enerji verimliliği çalışmaları otomotivde yeni bir çağın hayal ettiğimizden daha da yakın olduğunu gösteriyor. New York 2008 otomobil fuarı göz kamaştıran spor arabalar ile birlikte yeni otomobil teknolojilerinin sergilendiği bir şölene dönüştü. Aslında sergilenenler buzdağının yalnızca görünen kısmı. Nissan firmasının geliştirdiği ”Cube” isimli elektrikli araç çok uzak olmayan bir geleceğin çabalarını sunuyordu. Son on yıl içinde çevre dostu yeşil araçların geliştirilmesi konusunda değişik seçenekler tartışılmakta ve bu kavramlar çerçevesinde yeni prototipler oluşturulmakta.1970’lerde çeşitli ülkelerde benzin ve dizel alternatifi yakıtlar üzerinde çalışmalar yapılmakta ve ülkemizde gündeme pek oturmayan alkol katıklı benzin(gazohol) ve doğrudan metanol kullanan otolar caddelerde boy göstermekteydi. 2030’larda pik yapması beklenen petrol serüvenimiz birçok ülkede yalnız otomotiv sektöründe değil yaşamın pek çok alanında yeni enerji kaynaklarının oluşturulması çabalarını getirmiştir.

Yenilenebilir enerjilerin ciddiye alınması aslında çok kolay olmamıştır. Bu konularda öncülük yapan ülkelerde rüzgâr, güneş ve biokütle vd. yenilenebilir enerjiler konusunda yapılan çalışmalar bu teknolojilerin artık yaşama girmesini çoktan sağlamıştır.

2007 yılında prototipi tamamlanan bir spor otomobil ABD de oldukça sansasyon yarattı, çünkü bu araç, Ferrari ve Porsche gibi çok iddialı süper otoları kalkışta oldukça zor durumda bırakan bir ivmeye sahipti ve tam elektrikli bir otomobildi. İsmi, meşhur fizikçi Nikola Tesla’ya ithafen Tesla olarak alan bu zarif oto, aslında İngiliz yapımı Lotus’ Elise’nin tümü ile değişik bir işletim teknolojisi kullanan yepyeni versiyonu. 3 fazlı, 4 kutuplu elektrik motoru, 13 bin devirde 248 hp güç oluşturmakta(185 kW). Peki, bu gücü oluşturan motor ne büyüklükte derseniz konvansiyonel elektrik motorları aklınıza hiç getirmeyin. İrice bir karpuz büyüklüğünde bir motor hayal edin. Elektrik enerjisi ile çalışan otolar aslında çok yeni değil bu yüzyılın ilk çeyreğinde başarılı denemeler var. Hatta bu özel aracın markasına ismini veren Nikola Tesla da elektrikli otomobil üzerine çalışan mucitlerden biri. Ancak içten yanmalı motorların ve petrolün egemenliği ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı konusundaki cehaletimiz sadece otolar değil, pek çok doğa dostu teknolojinin tarihin sayfaları arasında yok olmasına neden olmuş denilebilir. Ancak, elektrik gibi yeterli depolanamayan bir enerji sorununu “Tesla Motors” nasıl çözdü? Tek bir şarj ile bu aracı 220 Mil menzil ile ve saatte 210 km ye varan bir hızla hareket etmeye yarayacak batarya teknolojisinin özelliği nedir?

Elektrikli otomobil üretiminde enerji depolama sürekli kilit noktalardan birini oluşturmaktadır. Kurşun-asit akümülatörlerin birçok kez kullanıldığı elektrikli araç denemeleri hep sınırlayıcı bir yetersizlikle karşı karşıya kalmıştır. Düşük performans, hızlı deşarj ve uzun şarj süresi sıkıntı yaratan bir kısıtlayıcı etmendi. Li-iyon teknolojili yeni ve hızlı şarj edilebilir hafif piller bu yeni araçların kalbi sayılır. Şüphesiz bu hareket kabiliyeti de günümüz otoları ile kıyaslandığında yetersiz olarak görülebilir. Li-iyon batarya teknolojisi de sürekli evrim geçirmekte. ABD, AB, Çin ve Japon üreticilerin seri üretim için hedefledikleri 2010 yılına değin bu konuda büyük adımlar atılabilecek. Hatta atıldı bile!


Yazının devamı Popüler Bilim Dergisi’nde…



 
  editör'den / bu sayıda / bayiler / eski sayılar / adres / kapak konusu