POPÜLER BİLİM’DEN


“Plazmonikler”
Işık, bilgi taşınması için mükemmel bir ortamdır…


Optik sinyallerin, ışığın kullanılması ile plazmon olarak tanımlanan elektron yoğunluk dalgalarının üretilmesi sonucunda, küçücük teller içerisinde sıkıştırabileceği keşfedildi. Bazı biliminsanları, plazmonik malzemelerin, bir nesnenin çevresindeki elektromanyetik alanı değiştirebileceklerini hatta görünmez yapabileceklerini kurgulamaktadır. Plazmonik devreler, bilgisayar yonga tasarımcılarının, bir yonga boyunca büyük miktarda veri hareketini hızlı iç bağlantı sistemleri ile yapabilmelerine yardımcı olabilir.

Plazmonik devreler, mikroskopların çözünürlüğünü, ışık saçan diyotların etkinliğini, kimyasal ve biyolojik algılayıcıların duyarlılığını geliştirebilir. Gerçek bir görünmezlik perdesi, arkasındaki her şeyi saklayabilecek ve görünür ışığın bütün frekanslarında çalışabilecektir. Bu tip bir cihazın yaratılması çok zor görülebilir ama bazı fizikçiler bunun mümkün olduğunu düşünüyor. Plazmoniklerle ilgili haberimizin ayrıntılarını sayfa 32’de okuyabilirsiniz.

Tarihi Başlatan Kültürün Sahibi: Türkler…

Araştırmacı Haluk Tarcan “Türk kimliği pırıltılı bir prizmaya benzer” diyor. Tarcan’ın Türk kimliği üzerine yaptığı araştırmalarla ortaya çıkardığı gerçekler evrensel uygarlıkların kökeninde olan bir millet olduğumuzu gösteriyor. İşte Türklerin barbar ve göçebe bir millet olduğu düşüncesini yaymaya çalışan Avrupa’ya cevap niteliğindeki araştırmalarda belgeleriyle kanıtlanan gerçeklerden bazıları: “Tarih yazıyla başlar. Bizi tarihten silmek isteyen Batılı, bu tarifi vermiştir. Yazıyı bulan Ön-Atlarımızdır. Öyleyse, bir başka kimlik tarifi daha ortaya çıkacaktır. Yazıyı bulmuş olan halktır. Yazıyı bulmuş olduğuna göre tarihte ilk kere okul açmış olan halktır. Okul ve yazı var olduğuna göre bunu akademik seviyeye yükseltmişler ve tarihte düzenli düşünce sistemini oluşturmuşlardır. Felsefî düşünceye varmış, gökyüzü ve yeryüzü sorunlarını çözmeye çalışmış ve Astro Fizik’e ilk adımı atmış olan halktır.” Türklerin evrensel kültüre yaptığı katkıların düğer ayrıntıları için “Tarihi Başlatan Kültürün Sahibi: Türkler” haberimizi sayfa 28’de okumanızı öneririz.

Yaşlanmanın Psikolojisi ve Yaşlı Gözler

Yaş ilerledikçe genellikle insanların yaşamdan yavaş yavaş el ayak çekmesi beklenir. Yaş, takvimle kesin şekilde ölçebilir ama insanın kendini yaşlı hissedip hissetmediği başka bir şeydir. Bu ayrımın farkına varmak gerekiyor. Çünkü uzmanlar bir insanın takvim yaşı ile psikolojik yaşının aynı şey olmadığını söylüyorlar.
“Yaşlanmanın Psikolojisi ve Yaşlı Gözler” başlıklı makaleye göre bugünkü koşullarda, gelecekte “yaşlı gözleri açık gidecek” milyonlarca yaşlı insan var. Yaşlanmanın psikolojisini inceleyen Gerontopsikoloji bilim dalının bilgileri ışığında yaşlanmanın aslında ömür boyu devam eden bir süreç, yaşlılığın ise sosyokültürel bir tasarım olduğunu öğreniyoruz. 38. sayfada.

Formula Yarışlarına Tersten Bakmak

Acaba Formula 1 yarışları masum bir spor dalı yoksa kötü bir tüketim aracı mı? Formula 1 petrol imparatorluğuna dayalı bir tüketim sürecini teşvik mi ediyor?
Türkiye’de de göklere çıkarılan Formula 1 bazılarına göre aslında otomobil ve lastik devlerinin reklâmından başka bir şey değil. Şovun arkasındaki araba devlerinin propagandası Formula 1'i popüler yaptığı görüşünde birleşenlerin sayısı hiç de azımsanmayacak boyutta. Yarışların bir de gürültü kirliliği boyutu var. İnsanlık gürültü kirliliğinden kaçarken biz gürültü kirliliğine gidiyoruz. Formula 1 hakkında bu ve bunun gibi farklı bakış açılarını bulabileceğiniz haberimiz “Formula yarışlarına tersten bakmak” haberimiz sayfa 24’de.


Bilim dolu yarınlara…
 



 
  editör'den / bu sayıda / bayiler / eski sayılar / adres / kapak konusu