 |
POPÜLER BİLİM’DEN
Düşüncelerimiz Okunabilir mi?..
Karşınızdaki kişinin düşüncelerini okumak ister misiniz? Ya da başka biri sizin düşüncelerinizi okuyabilir mi? Geçmişte bu sorulara “kesinlikle hayır” yanıtı verilirken bugün bilimin bu konuya el atması akıllara ”Acaba olur mu?” sorusunu getirdi. Yapılan araştırma ve çalışmalarla düşünce okuma konusunda tamamen kapalı olan perdeler az da olsa aralandı. Yayınlan bir makalede bilinci yerinde olan ancak konuşamayan bir hastanın beynine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla titreşimlerin kaydedildiği, bu titreşimlerin konuşmaya döndürüleceği (tercüme edileceği); böylece de düşüncelerin konuşma yazılımına ve seslere dönüştürüleceği belirtiliyor. Bu da, düşüncelerin bir başkası tarafından “okunabileceği” anlamına geliyor. Peki bu makalede yer alan iddia ne kadar mümkün? Bu konu da farklı bir bakış açısı “Düşüncelerimiz Okunabilir mi” başlıklı yazı 32. sayfamızda.
Uydu Sistemleri
Çok değişik amaçlarla kullanılan uydu sistemleri özellikle iletişim alanında insan yaşamını kolaylaştırıyor. Kablolama maliyetini ortadan kaldıran ve esnek bir yapıya sahip uydu haberleşmesi sayesinde gezgin ve sabit kullanıcılara, yeryüzündeki konumlarından bağımsız, ucuz ve kaliteli iletişim hizmeti sunulabiliyor. Bu sistemlerin başlangıcı bilim-kurgu yazarı A. C. Clark’ın 1945 yılında yayınladığı bir makaledeki basit bilimsel gözlemine dayanıyor. Meteoroloji uyduları, radyo ve TV yayıncılığı uyduları, askeri amaçlı uydular, uzaktan algılama uyduları, iletişim uyduları
olarak çeşitli türlerde sıralayabileceğimiz bu sistemler nasıl çalışıyor? Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Şafak’ın yazısı sayfa 36’da...
Adli Tıbbın İkiz Kardeşi: Adli Antropoloji
“Bir cesedin kimliklendirilmesi” olarak tanımlanabilecek Adli Antropoloji, son yıllarda ülkemizde Adli Tıp’a destek veren ve gelişen bir bilim dalıdır. İnsan iskeletlerinin temel biyolojik profillerini yani; yaş, cinsiyet, boy, köken ve ölüm sonrası değişimleri içine alır. Adli Antropoloji, bunun dışında el ya da ayak kullanımı ve buna bağlı olarak oluşan değişimlerin iskelet üzerindeki izleri, bazı davranış biçimlerinin vücutta meydana getirdiği değişikliklerle ilgili göstergeleri de ortaya koyar. Özellikle doğal felaketler, uçak kazası ve savaşlarda ölenlerin tanımlanmalarında başvurulan çok önemli bir bilim dalı olan Adli Antropoloji hakkında her şeyi sayfa 38’de “Adli tıbbın ikiz kardeşi: Adli antropoloji” yazısında bulabilirsiniz.
Doğanın Mucizelerinden Biri; Balık ve Balık Yağı
Günümüz insanı artık eskiye oranla daha kolay hastalanıyor. Kalp hastalıkları, şeker hastalığı, yüksek tansiyon ve kanser insanoğlunun çağımızda mücadele ettiği hastalıkların başında geliyor. Oysa yapılan araştırmalarda Eskimoların bu tip hastalıklara neredeyse hiç yakalanmadıkları belirtiliyor. Bunun nedeni Eskimoların günde ortalama 10 bin mg Omega3 yani balık yağı tüketmesi. Omega3 en çok soğuk sularda yaşayan somon, ton, levrek ve kalkan gibi balık türlerinde bulunuyor. Bunun dışında badem, ceviz gibi kabuklu kuruyemişler ve keten tohumu değerli birer Omega3 deposu olarak gösteriliyor. Bunların dışında diğer besinlerimizde çok fazla bulunmayan Omega3’ün faydaları kullanıldığı miktara göre artış gösteriyor. Omega3 ile ilgili daha ayrıntılı bilgiyi Nöroloji uzmanı Dr. Güçlü Ildız’ın yazısını 18. sayfada bulabilirsiniz.
Mutlu Yıllar… |