KÖK HÜCRE GELECEĞİMİZİ ETKİLEYECEK Mİ?

Kök hücreler, farklı hücrelere dönüşebilirler ve kendilerini yenileyebilirler.

Son dönemler de Amerika Birleşik Devletleri’nde tedavi amaçlı hazırlanan kök hücreler “Doku Tamir Edici Hücre” olarak adlandırılmaktadır.

Kök hücre araştırmaları ve uygulamaları günümüz bilim ve teknoloji gündeminin en önemli, aynı zamanda en tartışmalı konularından birini oluşturmaktadır. Bu çalışmalar, canlıların oluşum mekanizmalarının ve genetik yapılarının anlaşılmasına da olanak sağlamaktadır. Ayrıca, kök hücreler doku ve organları yenileme ve tamir etmedeki potansiyelleri sayesinde, doku hasarı ya da kaybı sonucunda ortaya çıkan pek çok hastalığın tedavisine yönelik de büyük beklentiler doğurmaktadır.

Kamuoyunun öğrenmesi ve sorması gereken ilk soru kök hücre nedir? kaç çeşit kök hücre vardır? Kök hücreler nasıl hazırlanmaktadır? Hangi hastalıklarda hangi hücreler konulmaktadır? sorusu olmalıdır. Ne yazık ki haklı olarak bu konuda yeterli bilgisi olmayan hastalarımız ve basın mensupları tek bir cins kök hücre varmış gibi bilgilendirilip yönlendirilmeye çalışılmaktadır. Gerçektende tek bir kök hücre yoktur. Her hastalık için farklı hücreler konulması ve hatta bu hücrelerin o hastalık için uygun hale getirilmesi, hastaya zararlı etkilerin olmaması için de hazırlanmaları gerekmektedir. Yani standart yöntemlerle elde edilen her kök hücresi her türlü hastalık için kullanılmamaktadır.

Ülkemizde 80’li yıllardan beri kök hücre nakilleri birçok hastalıkta tedavi amaçlı olarak başarı ile kullanılmaktadır. Son dönemlerde tartışma konusu olan ise, kök hücrelerin rejeneratif tıpta yani hasarlı dokuların tamirinde kullanılmasıdır. Dünya’nın birçok ülkesinde elde edilen sonuçlar çok ümit vericidir. İngiltere’de, karaciğer nakli için bekleyen ve hastalığın son safhasına gelmiş olan hastalarda tedavi amaçlı kök hücre uygulaması başlamıştır. Yine İngiltere’de, kalp krizi geçiren hastalarda gerekli olduğu takdirde erken dönemde kök hücre uygulamasına izin verilmiştir. Bugün Avrupa Birliği Ülkelerinden örneğin İspanya ve İtalya’da rejeneratif amaçlı kök hücre uygulamaları devam etmektedir.

O halde sorulması gereken bunca gelişmeye ve sonuca rağmen niçin modern tıbbın bu konusunun bu kadar sorunlu olduğudur. Sorunun kaynağı gerek biliminsanları, gerek hukukçular ve gerekse din adamları arasında bir ortak görüşün sağlanamamış olmasıdır.

Başlangıçta insan anne karnında tek bir hücreden bu hücrenin çoğalması ile oluşmaktadır. Bu hücreler sadece şuursuzca çoğalmamakta, belirlenen bir program çerçevesinde ayrı dokulara ve organlara dönüşmekte, ayrıca bu organların birbirleri ile ahenk içinde çalışmasını sağlamaktadır. Yani her bir hücrede canlı oluşturabilecek bir güç vardır.

Kök hücre tedavisi de bu noktada başlamaktadır. Biz doktorlar canlıdaki hasarlı ve hastalıklı bölgeleri aslı gibi tamir edecek hücreler bulup yerleştirebilirmiyiz?

Tüm hastalıkların tek bir hücreden başladığı düşüncesini ilk kez 125 yıl önce alman Rudolf Virchow dile getirmiştir. Dolayısı ile bu yeni bir görüş değildir fakat; teknolojideki gelişmeler ancak bu imkanları uygulayabilme aşamasına gelmiştir.

Bu aşamada özellikle hangi tip hücrelerin uygulanacağı konusunda etik tartışmalar tüm dünyada devam etmektedir. Bunun nedeni kök hücrelerin embriyo’dan (ceninden) ya da kişinin kendisinden elde edilebilmesidir. Embriyo’dan elde edilecek kök hücreler ile ilgili etik tartışmalar devam etmektedir. Fakat kişinin kendisinden elde edilecek kök hücreler üzerinde yapılan çalışmalara hem bilimsel çevreler hem de hükümetler daha olumlu bakmaktadır.

Yazının devamı Popüler Bilim Dergisi’nde…



 
  editör'den / bu sayıda / bayiler / eski sayılar / adres / kapak konusu