İnatçı Keçiler ve Yaşam Alanları Ormanlar

Ormanda bırakınız otlamayı, geçmeleri bile kanun ile yasak olan hayvan keçi…

Ormanlar, dünyanın büyük ekosistemleri olup içerisinde egemen yaşam formu olarak ağaçlar bulunur. Ağaçlar sık bükler (belli büyüklükteki topluluk) oluşturarak gelişim ve büyümeleriyle önemli derecede karşılıklı ilişkiler oluşturup özel bir orman içi iklim ve kendine özgü toprak yapısı ortaya çıkarırlar.

Çöl kavramı içerisinde, Antartika gibi suyun yeterli ancak kullanılamaz olduğu soğuk yerler ile Sahra gibi suyun yeterli olmadığı sıcak ve kurak yerlerden bahsedilebilir. Bu iki alanda da yüzlerce hatta binlerce yıldır ölmüş fakat çürümemiş canlı kalıntılarına kolaylıkla rastlanabilir. Esasen çöl ve çölleşme koşulları “biyolojik ortamın gerilediği’’ alanlar olarak tanımlanabilir. Diğer bir deyimle topraklaşmanın durup gerilediği, üzerindeki bitki örtüsünün toprak hareketlerini önleyemediği alanlardır.

Ormanlarla çöller arasında kalan, ağaçların yetişip gelişmesine yetecek kadar suyun olmadığı, alanlara bozkır denir. Bozkır ekosisteminde egemen yaşam formu otsu bitkilerle seyrek çalı ve bodur ağaçlardır. Bozkırda topraklaşma sınır değerlerdedir ve üzerindeki bitki örtüsü toprak hareketlerini önleyecek kadar yoğundur.

Yüksek dağ ormanları doğal orman sınırının hemen altında, iklim değerleri açısından; uç yaşama ve varolma koşullarına (güneş ışınlaması, sıcaklık değerleri, yağış çeşidi ve miktarı, rüzgarlar, toprak faunası ve florası, tohumların yayılışı) sahip ormanlardır. Bu ormanların hemen üzerinde dağ kırları vardır.

Ormanların tutunabileceği bir alt birde üst sınır vardır. Deniz ikliminin olduğu bölgelerde alt sınır deniz ikin, karasal iklimlerde bozkırdır. Anadolu’nun iç kesimleri gibi karasal iklime sahip alanlarda ormanların alt sınırı bozkıra dayanır. Ormanın alt sınırı kuraklıktan, üst sınırı ise aşırı iklim koşullarından dolayı ağaçların tutunabileceği son sınırdır. Bu sınırlar bozkırın ve dağ kırının en verimli bölümünü oluştururken ormanların ise en verimiz ve hassas bölümüdür.

Tahıl, davar ve sığır bozkırlıdır. Bu nedenle ilk uygarlıklar bozkır-orman sınırında, bozkırın en verimli olduğu alanlarda gelişmiştir. Anadolu’da ilk yerleşimler 7000 yıl önce buralarda başlamış, ticaret ve göç yolları orman bozkır sınırından geçmiş, doğu ve batı kültürleri arasındaki büyük savaşlar buralarda yapılmıştır. Anadolu’da ki bozkır-orman sınırı; Orta ve Doğu Anadolu’daki dağlar ile Akdeniz ve Karadeniz ardı dağlarının İçe bakan eteklerinden geçer. Bu etekler ormanların en verimsiz alanlarını oluştururken otlakların en verimli yerini oluşturur. Türklerde Orta Asya’dan başlayan göç yollarında bu sınırı yani meşe ve ardıç ormanlarını takip ederek Anadolu’ya gelmişler, ilk yerleşimlerini bozkır-orman sınırına yapmışlardır. Bozkır-orman sınırı otlak hayvancılığı için en uygun yer olduğu gibi, insanların enerji gereksinmelerinin, yapı malzemelerinin de ana kaynağıdır.

Önceleri daha çok at, koyun ve büyükbaş hayvanların bulunduğu otlaklar nüfus artışına bağlı olarak hızla verimliliği azaldı, bazı otlak alanları buğday tarlalarına çevrildi. Bunun sonucu doğrudan orman ağaçları besin olarak daha çok kullanılmaya başladı, ağaçlarla beslenen keçi popülasyonunda inanılması güç oranda artış kaydedildi. Bunun sonucu da orman geriledi ve gerileyen ormanların yerini hayvanların yemeyi tercih etmediği bozkır bitkileri istila etti. Ormanlar yukarı kaçtıkca bozkır ilerledi, bunu keçiler takip etti, yükseklere çıktıkça tahribat daha şiddetlendi ve pek çok alanda ormanlar yok oldu.

En son ve en hızlı tahribat traktörün gelişiyle gerçekleşti. Traktör ve pulluk baskısı meşe ve ardıç ormanlarını kasıp kavurdu, ağaçları köklerinden söktü, bozkırı talan etti. Zaten sınır değerlerde yaşayan kuru orman ve bozkır ekosistemi hızla yıkıldı. Tahrip edilen ormanlık alanlar hızla daha dayanıklı bozkır bitkileri ile doldu, bozkırlaştı. Bozkırlar çölleşti. Buda yetmezmiş gibi orman üst sınırından aşağıya doğruda yaylacılık etkinlikleri gittikçe arttı. Bozkırlar, dağ kırları hızla ortadan kalktı ve çölleşmeye başladı. Sayıları 15 milyona ulaşan keçiler geriye kalan ne varsa silip süpürdü. Bu da yetmezmiş gibi keçi varlığı kontrol altına alınmadan meşe çalılıkları ağaçlandırılmaya başlandı. Her ağaçlandırılan meşe çalılığının yerine keçiler 10 hektar katran (Cedrus libani), akçam (Pinus nigra) yada ardıç (Juniperus) ormanını yedi. Bugün keçi varlığı 5 milyona düşmüş olsa da daralan otlak alanları nedeniyle tahribat aynı şiddette devam etmektedir.

Kurak yada yarı kurak bu ekolojik sistemde ormanlar uç yaşama ve varolma koşullarına sahiptir. Bu ormanlar, var olma ile yok oluşun sınır değerlerinde varlığını sürdürür. Yoğun otlatma baskısı altında ve aşırı yüklenmeler afetlere eğilimli bir yapı oluşturur. Bu afet çoğu alanda gerçekleşti, bazı alanlarda ise süreç hızla devam ediyor.

Kısaca keçiler ekolojik özellikleri nedeniyle güçlükler içerisinde yaşayan katran, akçam, ardıç, Toros göknarı (Abies cilicica), yaprağını döken meşe (Quercus) orman birlikleri için bir felaket habercisi olup kurak, yarı kurak ve yüksek dağ ekosistemlerin dışına hızla çıkarılmalı ve bu tür alanlarda kesinlikle keçiye yasaklanmalıdır. Keçi varlığı kontrol altına alınmadan İç, Doğu ve Güneydoğu ormanları ile Karadeniz ve Akdeniz ardı ormanlarının arta kalanlarının korunması mümkün olmayacağı gibi yeni ormanların kurulması ve ekosistemin onarımı olanaksızdır. Keçiler, özellikle katran, akçam ve yağ ardıç (Juniperus foetitissima) birliklerinden hızla uzaklaştırılmalıdır. Bugün bu ağaç türlerinden oluşan ormanlarda tepesi keçiler tarafından yenmemiş bir tek fidan bulmak mucizeye kalmıştır.

Karadeniz Bölgesinin denize bakan kısımlarındaki, daha çok gölge ağaçlarından oluşan nemli ormanlarını ise keçiler pek sevmez ve oralarda yaygın alarak ta bulunmaz. Zaten nemli ekoloji insanın doğrudan baskısı olmazsa hızla kendini yeniler, ağaçlar hızla boylanır, altlarına ışık geçirmez ve keçilerin yiyebileceği bir şey bulunmaz. Keçilerde oralarda bulunmaktan hoşlanmaz. Zaten bu olanlarda keçi varlığı yok denecek kadar azdır.

Yazının devamı Popüler Bilim Dergisi’nde…



 
  editör'den / bu sayıda / bayiler / eski sayılar / adres / kapak konusu