Seri Katilliğe Giden Yol
MAGANDALAR, SİLAHLARI VE NARSİZM

Silahı görünür şekilde taşımak, hayatta kalmanın tek aracı olarak görmek, ''benim söylediğim doğrudur'' düşüncesini diğer insanlara kabullendirme aşamasında kullanmak narsisizmin ne kadar belirgin olduğunu gösterir.

Ülkelerin milli menfaatlerini korumak bahanesi ile savunma amaçlı silahlanmasına hepimiz alışığız. Ve bu savunma amaçlı silahların saldırı amaçlı kullanılmasına da oldukça alışığız. Peki ya milli menfaatleri ya da milli savunma sorunları olmayan, sadece kendi menfaatlerini korumak bahanesi ile silahlanan bireylere alışabildik mi?

Sık sık duyarız bilmem kim kimin düğününde havaya bilmem kaç el ateş etti. Ateş eden bilmem nerenin milletvekili diye. Ya da bir milli maç sonrası bir araya gelen birkaç maganda rast gele havaya ateş ederken birini vurmadı da değil ülkemizde. Buradan şu çıkıyor ki; dünyada insanların ve ülkelerin vazgeçemediği en önemli araçlardan biri silahtır.

Ülkeler neden silahlanır? İnsanlar neden silaha sahip olmak ister? Bu isteği oluşturan faktörler nelerdir? Silaha sahip olma isteği gerçekte neyi temsil eder? Silah kimine çok sıcak kimine çok soğuk gelir. Bu farkları yaratan nedenler nelerdir? Tüm bu soruların cevabında insanların davranış boyutu önemli yer tutar.

İnsanların vazgeçemediği en önemli değerler güçlü olmak, hayatta kalmak, kendini güvende hissetmekle ilgilidir.

Bundan dolayı ülkeler silahlanır ve ülke insanlarının silahı bilmelerini, kullanmalarını ve sevmelerini ister. Bireysel olarak silaha sahip olmak bu yapılanmanın, bu görüşün en alt ucudur. Çünkü insanlar ne kadar silaha yatkın ise ülkeyi yönetenler ülkenin geleceğini o kadar güvende hissederler.

Bireysel olarak silaha yatkınlık ve sahip olma isteğini birçok faktör etkiler. Bu faktörlerin oluşumu da ancak silah ve narsisizm ile açıklanabilir.

Peki Narsisizm Nedir?

Psikiyatri literatüründe narsisizm, libidonun kendiliğe yatırılması olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım ruh içindeki yapıların kişinin kendisini sevmesi yönünde örgütlenmiş olduğunu ifade etmektedir. Patolojik narsisizmi olan kişiler dıştan bakıldığında kendini herkesten farklı, üstün gören ve kendisini beğenen, seven bir insan görünümü çiziyorlarsa da bu yalnız görünümdedir. Bu kişiler daha derinlerde kendilerini değersiz hisseden kişilerdir. Büyüklenmeci tavırlarının altında yatan da tam olarak budur. Patolojik narsisizmde şişirilmiş bir büyüklenmecilik vardır. Bu büyüklenmecilik abartılı, gerçekçi olmayan, içi boş, kendine güvenden yoksun, içsel ve dışsal destekten yoksun, biraz da tüm güçlüdür. Kişi bilinçdışı olarak öz değerinden kuşku duyduğu için şişirilmiş bir öz değere gereksinmektedir. Bu tür öz değerlilik duygusu dışarıdan beslenmeye gereksinim duyar. Kendisini değersiz hisseden kişi, başkalarını değersizleştirerek bundan kurtulmaya çalışır. Kendisini sevmesi, kendisini değerli hissedebilmesi için karşıdakini değersizleştirme zorunluluğu hisseder. Bu tür narsisizm kişiyi eleştiriye aşırı duyarlı hale getirir; kendi değerlilik duygularını etkileyen her türlü etkiye (eleştirilme, küçük düşme, başarısızlık) duyarlıdırlar ve bu tür etkilere öfke ve depresyon ile tepki verirler.

Mitolojide Narsisizm

Kendine aşık olanlara aldırmayıp, onları karşılıksız bırakan ve çok güzel bir peri kızı olan Ekho, bir gün avlanan bir avcı görür. Narkissos adındaki bu avcı çok yakışıklıdır. Ekho bu genç avcıya ilk görüşte aşık olur. Ancak Narkissos bu sevgiye karşılık vermeyerek, peri kızının yanından uzaklaşır. Ekho bu durum karşısında günden güne eriyerek, kara sevda ile içine kapanarak ölür. Bütün vücudundan arta kalan kemikleri kayalara, sesi ise bu kayalarda 'eko' dediğimiz yankı dönüşür.

Olimpos dağında oturan tanrılar bu duruma çok kızarlar ve Narkissosu cezalandırmaya karar verirler. Gene günlerden bir gün av izindeki Narkissos susamış ve bitkin bir şekilde bir nehir kenarına gelir. Buradan su içmek için eğildiğinde, sudan yansıyan kendi yüzü ve vücudunun güzelliğini görür. O da daha önce fark edemediği bu güzellik karşısında adeta büyülenir. Yerinden kalkamaz, kendine aşık olmuştur. O ana dek kimseyi sevmediği kadar, sevmiştir kendi görüntüsünü. O şekilde orada ne su içebilir, ne de yemek yiyebilir, ayni Ekho gibi Narkissos ta günden güne erimeye başlar ve orada sadece kendini seyrederek ömrünü tüketir. Öldükten sonra da vücudu nergis çiçeklerine dönüşür.

Silah gücü temsil eder

Silaha sahip olan kişi aynı zamanda kendisini diğer insanlardan ayrı tutma eğilimindedir. Gücün temsili ve zaman zaman etrafa hissettirilmesi genellikle silahla ilgili eylemlerle olur.

Silahı görünür şekilde taşımak, hayatta kalmanın tek aracı olarak görmek, ''benim söylediğim doğrudur'' düşüncesini diğer insanlara kabullendirme aşamasında kullanmak narsisizmin ne kadar belirgin olduğunu gösterir.

Düğünlerde, milli maçlar sonrasında en coşkulu anlarda silahla havaya ateş etmek bir anlamda güç gösterisidir.

Hatta devletlerin kuruluş törenlerinde, devlet adamlarının karşılandığı seremonilerde silahla havaya ateş etmek bir güç gösterisidir. Güçlerin doruğu, güçlerin birliği sanki diğer toplumlara gözdağı davranışıdır. Bu seremoni anlayışı tartışılmaz ve en ideali olandır. Hatta bu seremoniye katılanlar o ülkenin en önemli ve en değerli insanlarıdır. Bir güç simgesi olarak havaya silahla ateş etmek yönetici durumundaki bu insanların otoriter, üstünlük, en yeterli insan kibirli ve istismarcı özelliklerini gösteriş boyutuyla diğer tüm insanlara göstermesidir.

Silah en uygun kendilik nesnelerinden (self-object) biridir. Silahla ilgili kişiler arasındaki farklılıklar bu kendilik nesneleri yoluyla açıklanabilir. Kendilik (self) bireyin kendi kişiliğine özgü içsel imgeler anlamındadır. Dış dünyada var olan diğer nesnelerden ayrı olarak yaşanan ve bütün bir bireyi kapsayan imgelerdir. Nesne (object) kendiliğin dışında kalan, yaşanıp algılanan her şey yani öteki kavramıdır.

Kohut'a göre anne babanın eşduyusal eksiklik ve hatalarından kendilik kusurları oluşur. Burada öncelikle bu eksikliğin giderilmesi önem taşır. Kendilik nesnesi, insan yaşamının her evresinde kendi ihtiyaç duyduğu bir insan anlamına gelmektedir. İlkel kendilik nesneleri erken çocukluk döneminde ana, baba gibi ihtiyaç duyulan kişilerdir. Çocuk bu kişiler sayesinde eşduyumu yaşayarak öğrenir ve dürtülerini ehlileştirmeyi başarabilir. Aksi durumlarda da kendilik nesnelerinin eksikliği ve hatalı eşduyumları oluşacağından sevebilme ve sevilebilme yetileri önemli ölçüde hasar görür. Olgunluk dönemlerinde kendilik nesnelerine ihtiyaç duyulduğunda silaha karşı ilgi doğar.

Yazının devamı Popüler Bilim Dergisi’nde…



 
  editör'den / bu sayıda / bayiler / eski sayılar / adres / kapak konusu