Başbakan’ı makam aracında bayıltan
Hipoglisemi Ne Demek?

Başbakan Recep Tayip Erdoğan geçtiğimiz günlerde makam aracında bayıldı ve acil olarak hastaneye götürüldü. Doktorların açıklaması “Hipoglisemi” oldu..

Devlet büyüklerinin hastalıkları var mı, acilen yanlarında bulundurmaları gereken ilaçlar neler, acil müdahale için ambulans ve doktorlar yanların da olmalı mı?.. Tüm bu sorular devlet büyüklerimizin sağlıkları için sorulmalı…

Vücudumuzun temel enerji kaynağı olan kan şekeri (glukoz) düzeyinin normal değeri 70-105 mg/dl’dir. Bu değerin 50 mg/dl ya da altına düşmesi hipoglisemi olarak tanımlanır. Vücudumuzda normalde olması gereken kan şekeri düzeyi ve bu seviye başlıca iki hormon tarafından kontrol edilir. Bunlardan birisi insulin, diğeri de glukagon’dur. Insulin, kan şekeri düzeyini düşürürken, glukagon yükseltir.

Hipogliseminin kendisi bir hastalık değildir, bir sağlık probleminin belirtisidir. Hipoglisemi sıklıkla diyabet (şeker) hastalarında görülen bir durum olmakla birlikte nedenleri çok çeşitli olabilir. Diyabet hastalığının çeşitli tipleri vardır, ancak bu hastalarının asıl problemi kan şekeri yüksekliğidir. Diyabet hastalarında gereğinden fazla ya da yanlış zamanda insülin ya da oral antidiyabetik kullanmak ve insülin enjeksiyonlarının yerini değiştirmek hipoglisemiye neden olabilir. Diyabeti olmayan kişilerde ise hipoglisemiye zemin hazırlayan faktörler arasında yemekleri ve ara öğünleri düzensiz saatlerde yemek, öğünlerde gereksinimden az karbonhidrat almak, her zamankinden fazla egzersiz yapmak, alkol kullanmak, kadınlarda adet kanamasının başlaması, sindirim güçlüğü, mide boşalmasının gecikmesi, soğuk/ılık ortamdan çok sıcak ortama geçmek sayılabilir. Ayrıca aşırı yorgunluk, uykusuzluk, stres gibi durumlar da hipoglisemiye zemin hazırlayabilir. Bazı durumlarda da yemek yedikten sonra da hipoglisemi oluşabilir. O zaman sebep, insulin hormonunun gereğinden fazla salgılanmasıdır. Bu durum “reaktif ya da postprandial hipoglisemi” olarak isimlendirilir. Bununla birlikte çeşitli ilaçlar ya da bazı hormon eksiklikleri, kanser, böbrek, kalp ve karaciğer yetmezliği gibi altta yatan bazı ciddi hastalıklar da hipoglisemiye neden olabilir.

Besinlerle aldığımız her türlü karbonhidrat (sebze, meyve, ekmek, çay şekeri, pasta, pilav, makarna vs.) sindirim sırasında çeşitli şeker moleküllerine ayrılır. Bu şeker moleküllerinin bir tanesi de glukozdur. Glukoz, vücudumuzun temel enerji kaynağıdır. Sindirim sonucunda açığa çıktıktan sonra doğrudan kana geçer ancak pek çok hücre glukozu içine alıp enerji olarak kullanmak için insulin hormonuna ihtiyaç duyar. Kan şekeri yükseldiği zaman pankreas’da bulunan beta hücreleri uyarılarak insulin salgılanır. Insulin, kanda serbest bulunan glukozun hücreler tarafından alınmasını sağlar ve kan şekeri düzeyini düşürerek tehlike boyuta çıkmasını önler. Vücudumuzdaki tüm hücreler, özellikle beyin hücreleri glukozu bir yakıt olarak kullandığı için kan şekerinin düşmesi hem fiziksel hem de emosyonel belirtilere sebep olur.

Hipogliseminin belirtileri azalan kan şekeri değeriyle doğrudan ilişkilidir. Bu yüzden hipogliseminin şiddeti hafif, orta ya da ağır olabilir. Hipogliseminin şiddetine göre de farklı klinik bulgular ortaya çıkar. Hafif şiddette hipoglisemi bulguları; açlık, titreme, terleme, dudakta ve dilde karıncalanma, solukluk, çarpıntı, huzursuzluktur. Hipoglisemi daha da ilerlediği zaman kişi baş ve karın ağrısı, bulanık ya da çift görme, uyuşukluk, konuşma zorluğu, taşikardi (kalp atım hızının artması), sinirlilik, solukluk ve terlemeden şikayet edebilir. Hipogliseminin şiddeti daha da ağırlaşırsa hastada bilinç kaybı ve konvülsiyonlar (sara nöbetleri) da gözlemlenebilir. Ancak bu bulgular tek başına hipoglisemiyi işaret etmeyebilir çünkü başka hastalıklarda da benzer şikayetler gözlemlenebilir. Hipoglisemi ancak kan şekeri düzeyinin düşük olduğunun gösterilmesiyle saptanabilir. Dolayısıyla teşhisi kolaydır.

Hipoglisemi ciddiye alınması gereken bir durumdur ve acil tedavisi gerekmektedir. Çünkü uzun süreli hipoglisemilerde ya da hipoglisemi atakları çok sık olduğunda beyinde kalıcı hasar bırakabilir. Hipoglisemi sıklıkla diyabet hastalarında gözlemlenen bir durum olduğundan bu hastaların tedavisine ve yaşam biçimine çok dikkat etmesi ve hipoglisemi hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Hasta ve çevresindekiler hipoglisemiyi iyi değerlendirebilmeli, gıda alımının zamanlamasına ve miktarına, egzersiz öncesinde gıda alımına dikkat etmelidirler. Diyabeti olmayan kişilerde de hipogliseminin ciddi bir sağlık probleminin belirtisi olabileceği unutulmamalı ve mutlaka tıbbi destek için bir doktordan yardım alınmalıdır. Böylece altta yatan hastalık teşhis edilebilir ve ona yönelik tedavi başlanabilir.

Bazı kişilerde hipoglisemi belirtisi olmayabilir ancak kan şekeri ölçüldüğünde hipoglisemi olduğu saptanabilir. Bu problem 'hipoglisemiyi fark etmeme' olarak isimlendirilir. Bu durum daha çok uzun yıllardır diyabeti olan hastalarda görülür. Diyabetle beraber gelişen sinir hasarları, bazı kalp ve tansiyon ilaçları hipoglisemiyi fark etmeme nedeni olabilmektedir. Hipoglisemiyi fark etmeyen diyabetlilerin sık kan şekeri ölçümü yapması ve belirti olmamasına karşın ölçüm sonucunda hipoglisemi saptanırsa derhal hipoglisemi tedavisini yapmaları gerekir.

Diyabeti olan bir hastada hipoglisemiden şüphelenildiği an hastanın bilinci açık ve ağızdan beslenebilir durumdaysa 2-3 adet suda eritilmiş kesme şeker ya da 1-2 tatlı kaşığı toz şeker ya da meyve suyu verilmelidir. Ancak unutulmaması gereken bir nokta bazen bu tip şikayetlerin kandaki şeker miktarının normalden fazla yükseldiği zamanlarda da oluşan şikayetlerle karışabilmesidir. Eğer kan şekeri çok yükseldiyse fazladan alınan 2-3 adet kesme şeker mevcut durumu daha da kötüleştirmez ancak eğer hastanın hipoglisemisi varsa bu durumu düzeltebilir. Dolayısıyla kan şekeri değeri tespit edilene kadar yapılacak bu uygulama hipoglisemisi olan hastada birkaç saatlik düzelme sağlar. Ciddi hipoglisemide ise hastanın bilinci bulanıktır ve ağız yolu ile beslenemez. Derhal acil müdahale yapılabilecek bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Bu durumda sıklıkla damar yolu ile glukoz tedavisi uygulanır. Ayrıca daha az uygulanan bir tedavi yöntemi olmakla birlikte kan şekerini yükseltici bir hormon olan glukagon da (damar yolu ile ya da kas içine) uygulanabilir.

Sonuç olarak hipoglisemi sıradan bir sağlık sorunu değildir. Hafif hipoglisemiler pek sorun yaratmasa da uzamış ya da ağır hipoglisemiler komaya kadar gidebilen, yaşamı tehdit edici sorunlara yol açabilir. Diyabetli hastaların ve yakınlarının hipoglisemi ve alınacak önlemler konusunda bilgilendirilmeleri gerekmektedir. Sağlıklı bir kişide hipoglisemiyle karşılaşılmasının sebebi basit olabileceği gibi altta yatan daha ciddi bir sağlık probleminin de belirtisi olabileceği unutulmamalıdır. Bu yüzden hipoglisemi ciddiye alınmalı ve hipoglisemiyle karşılaşıldığında mutlaka bir sağlık kuruluşuna gidilmelidir.

Yazının devamı Popüler Bilim Dergisi’nde…



 
  editör'den / bu sayıda / bayiler / eski sayılar / adres / kapak konusu