![]() |
|
![]() |
Büyük Önem Taşıyan Küçük Bir Dost: Arı, evrim geçirmeden günümüze kadar gelmiş nadir canlılardan biridir. Araştırmalar sonucu orta Avrupa’nın Maar bölgesinde taşlaşmış bal arısı kalıntılarına rastlanmış ve bu taşlaşmanın 6 milyon yıl öncesine ait bir oluşum olduğu anlaşılmıştır. Bir diğer kalıntı da, sertleşmiş ağaç sakızı, ”Bernstein” ya da batlık amberi taşında görülmektedir. Bunun oluşumu 30-35 milyon yıl öncesine dayanmaktadır. Bilim dünyası 1952’den beri “Bernstein” kalıntıları üzerinde bilgi sahibidir. Bu oluşum Meksika’nın güneyinde Chiapas’da görülmüş, diğer böceklerin yanında bal arısı kalıntılarına da rastlanmıştır. Arılar, o zamanda da beraber yaşamış, yavru yetiştirmiş, polen toplamış ve bal depolamıştır. Arıların İnsanlarla İlişkisi Arıların insanlarla ilişkisi tarih öncesi döneme uzanmakla birlikte, detayları bilinmemektedir. Yapılan arkeolojik ve antropolojik çalışmalar, insanların bal arısı ile ilişkilerinin çok eskilere uzandığını göstermiştir. Güney Afrika, Hindistan ve İspanya’daki Mesolisthic taş resimlerinde insanlar, balın alınışını ya da yağmalanmasını resmetmişlerdir. Gerçek arıcılık, insanların yabani arı ailelerini kendi yaşadıkları yerlere taşımalarıyla başlar. İlk kovanlar, kütük, sepet, sandık gibi arılıkların yapılmasıyla ortaya çıkmıştır. Kovan yaşamına ilk uyum sağlayan arı türleri, oyuk-yuva türleri olan “Apis mellifera” ve “Apis cerana”dır. Teknik Arıcılık Teknik Arıcılık ise, 1851 yılında Lorenzo L. Langstroth‘un “Arı yolu”nu bulmasıyla başlar. Arı yolu, arı petekleri arasındaki standart 8 mm’lik mesafedir. Langstroth, kovanların kolayca kontrol edilebilmesi için hareketli çerçeveler kullanır ve geliştirir. Bu sayede modern arıcılık ve arı araştırmalarının temelini atar. Bugün arıcılık, teknik anlamıyla, başlı başına tarımsal bir uğraş ve üretim dalıdır. Bu üretim dalı, belli amaçlar doğrultusunda "Bal arılarını kullanabilme ve yönetebilme sanatı" olarak da tanımlanabilir. Bal arıları (Apis mellifera), bal, balmumu, arı sütü, arı zehri, polen ve propolis gibi insan sağlığı ve beslenmesi yönünden son derece değerli ürünleri üretirler. Bunun yanı sıra doğal ve tarımı yapılan bitkilerde sağladığı, tozlama (polinasyon) hizmetleri ile de doğal denge ve tarımsal üretim açısından yaşamsal öneme sahiptirler. Bu sebeple, bal arıları, hem yukarıda sıralanan değerli ürünleri üretmek, hem de bitkisel üretimde ürün miktarını ve kalitesini artırmak amacıyla, tüm dünya üzerinde kullanılmakta ve bal arılarından önemli yararlar elde edilmektedir. Ülkemizde Arıcılık Arıcılık, bir tarım ülkesi olan ülkemiz için ayrı bir önem taşır. Toprağı olmayan ya da az topraklı, orman içindeki ya da orman kıyısındaki köylerde yaşayanlar için en kolay iş ve kazanç imkanıdır. Bir defalık yatırımla uzun yıllar işletilen bir tesis kurulabilir. Başlangıç için fazla sermayeye ihtiyaç yoktur. Uygun ortamda yaşayan herkes tarafından yapılabilir ve bir yıl gibi kısa bir süre içinde gelir getirmeye başlar. Bu özellikleri ve tarımda ucuz istihdam yaratması nedeniyle arıcılık, günümüzün en önemli tarımsal faaliyetleri içinde yer almaktadır. Diğer yandan, ülkemizin çok zengin bir bitki örtüsüne ve farklı iklim kuşaklarına sahip oluşu, arıcılığımızın gelişmesine önemli katkılarda bulunmaktadır. Bu harika sosyal böceklerin yaptıkları ürünlere kısaca göz atalım: Bal İnsan sağlığı ve beslenmesi yönünden önemli bir gıda ve arı ürünü olan bal, Türk Standartları Enstitüsü tarafından şöyle tanımlanmıştır: “Bitkilerin çiçeklerinde bulunan nektarların ya da bitkilerin canlı kısımlarından yararlanarak bazı eşkanatlı böceklerin salgıladığı tali maddelerin bal arıları tarafından toplanması, vücutlarında bileşimlerinin değiştirilip petek gözlerine depo edilmesi ve buralarda olgunlaşması sonucunda meydana gelen tatlı bir üründür. Bal, başlıca glikoz ve früktoz olmak üzere farklı şekerleri içerisinde bulundurur. Balın rengi, su beyazından koyu kahverengine kadar değişebilir. Bal, akıcı, viskoz, kısmen ya da tamamen kristalize olabilir. Balın tadı ve aroması balın menşeine ve bitkinin türüne göre değişir.” Genel olarak bal; yüzde 80 şeker ve yüzde 17 su içerir. Geriye kalan yüzde 3’lük kısım mineral maddeler, amino asitler, renk maddeleri, vitamin ve enzimlerden oluşur. Balı, diğer şekerli maddelerden daha değerli kılan, içerdiği enzimlerdir. Enzimler yüksek sıcaklıklarda tahrip olacağından, bal yüksek sıcaklıklarda ısıtılmamalıdır. Kaliteli bir balın en büyük düşmanı, parazitlere karşı kullanılan kimyasal ilaçların kalıntılarıdır. Bu parazitlerin en başta geleni “Varroa”dır. İster süzme, ister petek olsun, ilaç kalıntısı içermeyen ve belli oranlarda enzim bulunduran bütün ballar kaliteli ve değerlidir. Balın tanımında da bahsedildiği üzere, toplandığı bitkiye (orijinine) bağlı olarak bal, zamanla kristalize olabilir. Balın kristalize olması, zannedildiğinin aksine arının şekerle yapay olarak beslendiğini göstermez; doğal bir olaydır. ... |
| editör'den / bu sayıda / bayiler / eski sayılar / adres / kapak konusu | |