GÜNEŞ TUTULMASI DEPREM BİLİMCİLERİ İKİYE BÖLDÜ

1999’da Gölcük’te 20 bin kişinin, 2005’te Pakistan’da 86 bin kişinin ölümüyle sonuçlanan her iki öldürücü depremin Güneş tutulması evresine denk gelmesi, kamuyu ve biliminsanlarını, Güneş tutulması ve deprem arasında bir ilişki olup olmayacağı kaygısına sürüklemişti.

Şimdi yüzyılın son tam Güneş tutulması, 29 Mart 2006 Çarşamba günü gerçekleşecek ve en iyi izleneceği yerlerden biri de Türkiye. Bu muhteşem doğa olayını bazı biliminsanları dört gözle beklerken bazıları ise korku içinde. “Güneş tutulması depreme neden olacak mı?” sorusu deprem bilimcileri ikiye böldü.

Bu konuda en yetkili ağızlardan biri olan Türkiye Jeofizik Kurumu Onursal Başkanı Prof.Dr. Övgün Ahmet Ercan, “Bilimin önüne kara bir örtü çekilmez” diyerek biliminsanlarını, “Olmaz diyenlerin yeterli ‘bilgileri’, olur diyenlerin yeterli ‘kanıtları’ yoktur. Çünkü, Türkiye’de önemsenecek çalışma yapan biliminsanı yoktur” diyerek 24. sayfamızda eleştiriyor ve önemli bir noktaya dikkat çekiyor: “Güneş tutulma dönemlerine denk gelen 7’den büyük depremler yüzde 20’dir. Boğaziçi Üniversitesi’nin bulduğu bağdaşıklık ise yüzde 45’tir.”

Bilimin ve Teknolojinin Kara Yüzü: KİMYASAL VE BİYOLOJİK SİLAHLAR

Kitle imha silahları olarak kimyasal ve biyolojik silahların diğer silahlara göre çok daha güçlü, hızlı ve ucuz olması bu tür silahları en tehlikeli ve tehdit edici silahlar sınıfına sokmuştur. Bunların etkileri sadece insanlar üzerinde sınırlı kalmayıp, toprak örtüsünde, hayvan ve bitkide de telafisi mümkün olmayan harabiyetler yaratır. Bu silahlar, dünyayı ve onun doğal dengesini de bozacak niteliktedir.

Ege Üniversitesi’nden Doç.Dr. Erol Akyılmaz, gündemde olan bu silahların doğuracağı sonuçlara 37. sayfamızda dikkat çekiyor.

TÜRKİYE İLAÇTA DIŞA BAĞIMLI HALE GELDİ!..

İnsan hayatı ve sağlığı ucuz değil. Hastalandığımızda hepimiz ilaç kullanıyoruz, hatta bazı insanlar hastalıkları sebebiyle ömür boyu ilaç kullanmak zorunda kalabiliyor, fakat İnsan sağlığı için bu kadar önemli bir madde olan ilacı, ülkemizde fason üretiyoruz. İşin daha da acı tarafı, Türkiye’deki ilaç ve ilaç hammaddesi yurtdışına bağımlı. İlaç sektöründe tekelleşme devam ederse, yakında ilaç bulamaz hale geleceğiz.

Türk Eczacıları Birliği Başkanı Mehmet Domaç, Türkiye’deki ilaç ve ilaç hammaddesinin yurtdışına bağımlı olduğunu açıkladı.

İlaçta nasıl dışa bağımlı hale geldiğimizi ve çözümlerini 32. sayfamızda okuyabilirsiniz.

ETOBUR BİTKİLER

Etobur bitkilerin büyüleyici dünyasında kısa bir gezintiye çıkmaya ne dersiniz?

Canlılığın devam edebilmesi için, yeryüzündeki her canlı türünün özel bir görevi bulunmaktadır. Literatürde, “Böcek Yiyen Bitkiler” ve “Böcek Kapan Bitkiler” gibi isimlerle de anılan etobur bitkilerin mineral ihtiyaçlarını temin etmek için seçtikleri yol, etçil beslenme şeklidir. Bu bitkiler temel mineralleri, böcekleri, örümcekleri, kabuklu hayvanları, akarları ve bir hücreli hayvanları avlayarak sağlarlar. Yeryüzünde 600 civarında tür ile temsil edilen etobur bitkiler, bu farklı beslenme şekilleriyle 350 binin üzerindeki bitki türü arasında özel bir öneme sahiptir.

Etobur bitkilerin avlarını cezbedip yakalayabilmelerini sağlayan kendilerine özgü kokuları, renkleri, lezzetli özsuları ve özel tuzak tipleri bulunmaktadır. Etobur bitki tuzakları; sürahi tuzaklar, yapışkan tuzaklar, emici tuzaklar ve ani kapanan tuzaklar olmak üzere 4 grup altında toplanabilir. Ülkemizin değişik bölgelerinde, doğal olarak yetişen 7 etobur bitki türü bulunmaktadır.

12. sayfamızda Balıkesir Üniversitesi’nden Prof.Dr. Fazıl Özen’in etobur bitkilerin duyulmamış özelliklerini anlattığı yazısına ulaşabilirsiniz.

Bilim dolu yarınlar dileğiyle...

P.B.



 
  editör'den / bu sayıda / bayiler / eski sayılar / adres / kapak konusu