![]() |
|
![]() |
TIP DÜNYASINDA BİR İLK: YÜZ NAKLİ Yüzü bir köpek saldırısı sonucu ağır şekilde yaralanan, bu nedenle konuşma ve beslenme güçlüğü çektiği ifade edilen 38 yaşındaki bir kadın hastaya, 2 Aralık 2005 tarihinde, Fransa’nın Amien/Lyon kentinde, Prof.Dr. Jean-Michel Dubernard ve ekibi tarafından, beyin ölümü gerçekleşmiş bir hastadan alınan dokularla ilk serbest kısmi yüz nakli ameliyatının gerçekleştirilmiş olduğu basından ve internet sitelerinden öğrenilmiştir. 8 Aralık 2005 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde hastanın fotoğrafları ve ameliyat hakkında bilgi yayımlanmıştır. Organ Nakillerinin Günümüzdeki Durumu Günümüzdeki bilgi, deneyim ve mikrocerrahi alanında gelişen teknolojiler, organ nakillerinin uygulanmasının rutin tedavi işlemleri haline gelmesini sağlamıştır. 1960'lı yıllarda Dr.C.Barnard tarafından Güney Afrika’da ilk kalp nakli yapıldıktan sonraki süreç içinde kornea, böbrek ve karaciğer nakli gibi organ nakli uygulamaları tedavideki yerini almıştır. Nakledilecek organ ya da dokular sadece hayatını kaybetmiş kişilerden yani kadavralardan değil, canlılardan da alınabilmektedir. Ancak, bu tedavi işlemleri yaşamsal tehdit durumlarında uygulanmaktadır. Örneğin; çeşitli nedenlerle karaciğer, böbrek gibi hayati organları işlev yapamaz hale gelmiş hastalarda yaşamın devamı için başka seçenek yoktur. Tüm dünyada ve ülkemizde de başarı ile uygulanan bu ameliyatlardan sonra hasta yaşamına devam edebilmektedir, ancak nakledilen organ ya da dokunun, vücut tarafından reddedilmemesi için ''immunospresyon'' denilen çeşitli ilaç kombinasyonlarını, hasta, yaşamının geri kalan süresi boyunca almak zorunda kalmaktadır. Bu ilaçların da enfeksiyon ve kanser gelişimi gibi bazı riskleri mevcuttur. Uluslararası literatür bilgilerine göre, nakledilen organa bağlı olmakla birlikte, nakil sonrası ilk yıl içinde yüzde 10, sonraki 2-5 yıl içinde yüzde 30-50 arasında ret ihtimali de mevcuttur. Bu sorun henüz tam olarak çözülememiş olup bu konuda araştırmalar sürmektedir. Yaşamın devamı konusunda bu türlü risklerin göze alınarak ameliyatın uygulanması kabul edilebilir bir durumdur. Bu konuda donör(verici) bulma güçlüğü de halen tam olarak çözülememiş bir sorun olmaya devam etmektedir. Çeşitli dini, yasal, sosyal ve etik nedenlerle her zaman uygun donör bulunamamakta, hastalar çok uzun bir süre beklemek zorunda kalmaktadırlar. Prof.Dr. Jean-Michel Dubernard, 1998 yılında ilk el, 2000 yılında da çift el ve önkol naklini yapan Fransız hekimdir. Kendisi ve ekibi bu konu ile uğraşan dünyadaki dört merkezin içinde yer almaktadır. Kısmi yüz nakli konusunda en az 5 ameliyat daha yapma planları olduğu kendileri tarafından basına açıklanmıştır. Kendisi ve ekibi tarafından gerçekleştirilen dünyadaki ilk kısmi yüz nakli ameliyatının 5 saat sürdüğü bildirilmiştir. Bu süre, donörden alınan ve graft denilen doku parçasının nakli ile ilgilidir. Donörden dokunun nakledilmeğe hazır hale getirilmesi çalışmalarının bütün gece boyunca sürdüğü yine kendileri tarafından ifade edilmiştir. Yapılan ameliyat beyin ölümü gerçekleşmiş bir hastadan alınan alt çene, dudaklar, kaslar ve burun ucunu içeren kompoze yumuşak dokunun mikrocerrahi teknikleri ile mevcut damar ve sinirlerin birbirine dikilerek alıcıya nakledilmesi şeklinde özetlenebilir. (Resim 1.2.3) Ölen Kişiden İlik Alındı Nakledilen dokunun alıcı vücudu tarafından reddedilme riskinin azaltılması için rutin bir uygulama olan immunospression işlemi başlatılmıştır. Yine reddedilme riskinin azaltılması amacıyla ölen kişinin kemik iliğinden alınan ‘’Stem Cell’’ (kök hücre) enjeksiyonunun yapılmış olması da basındaki bilgilerden öğrenilmiştir. Bu ameliyattan beklenen sonuç, vücut tarafından reddedilmediği varsayılarak, nakledilen dokuların hastaya kabul edilir bir görünüm sağlanması yanında, fonksiyon yapmasıdır. Bu ameliyat sonrası geçen zaman içinde çok ince çaplı damar ve sinirlerin iyileşmesine bağlı olarak değerlendirilebilecek bir konudur. Plastik Cerrahide, mikrocerrahi yöntemlerinin gelişmesinden sonra, serbest doku nakilleri ile yapılan onarım ameliyatları, 1960'lı yıllardan beri dünyada ve ülkemizde de başarı ile uygulanan yöntemleri içermektedir. Ağır yanıklar, iş ve trafik kazalarına ve diğer nedenlere bağlı yaralanmalar sonucu oluşmuş ciddi deformiteler ya da kanser ameliyatları sonucu ortaya çıkan doku ve organ kayıpları ve fonksiyon bozuklukları kişilerin kendi dokularından hazırlanan, genel olarak ‘’greft’’ adı verilen dokularla giderilebilmektedir. Kanser nedeniyle bir göğsü alınmış bir kadına sırt ya da karın dokularından yeni bir göğüs yapılabilmesi bu konuya bir örnek olarak verilebilir. Bu tedavi şeklinde greftlerin alındığı yerde fonksiyon kaybı olmamasına özen gösterilmekte ve kişinin yaşamını zorlaştıracak immunosupression tedavisine ihtiyaç duyulmamaktadır. Çünkü reddedilme olasılığı yoktur. Nakledilecek doku, gereğinde, deri, kas, sinir, kiriş ve kemik gibi dokuları da içerecek şekilde kompoze greftler şeklinde hazırlanabilmektedir. Tabii ki bu ameliyatlara ait çeşitli sorunlar da mevcuttur. Bu bağlamda çeşitli nedenlerle oluşan, örneğin parmak kopması gibi organ kayıpları yerine konabilmektedir. Günümüzde mikrocerrahi yöntemleri ile 0.5 mm çapındaki bir damara 8 adet dikiş konulabilmektedir. Ağır doku ve organ kayıplarının tedavisinde bazen tamamlayıcı işlem olarak uygun şekilde hazırlanan protezlerden de yararlanılmaktadır. |
| editör'den / bu sayıda / bayiler / eski sayılar / adres / kapak konusu | |