YAŞAMIMIZI TERMİTLERE Mİ BORÇLUYUZ?

Atmosferdeki metan gazının yüzde 4’ü, karbondioksitin yüzde 2’si olmasaydı insanlar ve diğer canlılar yaşayabilirler miydi? Biliminsanları bunun mümkün olmayacağını söylüyorlar. Peki bu kadar gazı üreten canlı topluluğunun termitler olduğunu biliyor muydunuz?

Termitlerin İnanılmaz Dünyası

Nereden başlanır ki termitleri anlatırken? Haklarında kitaplar yazılan ve tezler verilen bu canlıların isterseniz evlerimizin istenmeyen haşerelerinden biri olduklarından bahsederek söze başlayalım. Çöllerden tutun da, tropikal alanlara kadar dünyanın tüm bölgelerinde yaklaşık 250 milyon yıldır yaşamlarını sürdürüyorlar. Tıpkı bizim gibi yaşamak istiyorlar elbette. Ama nerede? Bir bakmışsınız tüm evinizi sarıvermişler. Üstelik bir yerde ikamet etmeye başlarlarsa kolay kolay oradan ayrılmazlar. Uzun süreli mücadeleye ihtiyaç duyulur. Dünyada, özellikle tropikal bölgelerde yaşayan çok sayıda insan, evlerinde bu canlılarla mücadele etmek zorundadır. Amerika’da bir milyondan fazla evi istila etmişler bile. Yapılan incelemeler, bu canlıların Amerika’da yılda 5 milyon dolardan fazla bir zarar verdiklerini gösteriyor. Sadece hayatlarını sürdürmeye çalışan ve bu arada bizim yolumuza çıkarak belki farkında olmadan bize zarar veren bu canlıları gelin yakından tanıyalım. Tanıyalım da, onlar olmadan dünyada ne gibi değişiklikler olabileceğini ve inanılmaz olan sosyal yaşantılarından acaba örnek alabileceğimiz bazı şeylerin bulunup bulunmadığını düşünmeye çalışalım.

Beyaz Karınca Mı, Termit Mi?

Beyaz karınca olarak ün salmış olsalar da, karıncalara dış görünüş olarak benzerlik gösterseler de, aslında karıncalardan çok bizlerin nefret ettiği hamam böcekleriyle daha yakın akrabadırlar. Çünkü karıncalar, arıların da yer aldığı Hemiptorodea takımüstünde, termitler ise hamam böceklerinin yer aldığı Orthopterodea takımüstünde, Isoptera takımı içerisinde yer alırlar. Hatta karıncalarla hiç geçinemezler. Acaba bu yüzden mi inanılmaz savaş aletleri ve savaş teknikleri geliştirmişlerdir?

Yaşamımızı Termitlere Mi Borçluyuz?

Atmosferdeki metan gazının yüzde 4’ü, karbondioksitin yüzde 2’si olmasaydı insanlar ve diğer canlılar yaşayabilirler miydi? Biliminsanları bunun mümkün olmayacağını söylüyorlar. Peki bu kadar gazı üreten canlı topluluğunun termitler olduğunu biliyor muydunuz? Dünya üzerinde yaşayan milyarlarca sayıda, 1 cm büyüklüğünde canlılardan bahsediyoruz. Bu canlılar, sindirim sisteminde yerleşen kamçılı protozoonlar sayesinde doğada parçalanıp yok edilmesi oldukça güç olan selülozu ayrıştıran ve bunun sonucu bol miktarda metan ve karbondioksit gazı üreten ender canlılardandır. Eğer toprak üzerinde selüloz yapısındaki bitkisel atıklar termit gibi canlılar tarafından yok edilmeseydi büyük artık yığınları oluşur ve bu giderek kalınlaşarak dünyayı yaşanılmaz bir yer haline getirirdi.

Termit Toplumundaki Sosyal Sınıflar

Termit topluluğu; kraliçe, kral, kraliçe ve kral adayları, işçiler ve asker termitlerden oluşmaktadır. Bu sıralamayı yaparken genelde kraliçeden başlanır. Çünkü anaerkil bir aile düzeni vardır termitlerde. Aslında bütün işi yapan ve diğer aile fertlerini besleyip büyüten işçi termitlerden başlansaydı daha mı iyi olurdu acaba?

Yağmurlar yağmaya başladığında oğul verme dönemi gelmiştir. Yuva içerisinde gizli odalarda tutulan ve yuva içerisine girmelerine asla izin verilmeyen genç dişi ve erkek termitler ayrı bir kanalla yuva dışarısına çıkarılırlar. Kanatları vardır kraliçe ve kral adaylarının, fakat iyi kullanamamaktadırlar. Ancak rüzgâr yardımıyla belirli bir mesafe uçabilirler. Dişi belirli bir mesafeden sonra yere düşer ve salgıladığı feromenlerle erkek termitin kendisini bulmasını sağlar. Bunu başarabilenlerin oranı ancak yüzde 5’tir. Genç kral ve kraliçelerin çoğu diğer yırtıcılara yem olmaktadır. Birkaç gün içerisinde kanatları düşen kraliçe ve kral, beğendikleri bir yerde kendilerine toprak altında bir çiftleşme odası hazırlarlar. Artık karı koca olmuşlardır. Hayatlarının sonuna kadar birlikte yaşayacaklardır. Kraliçenin ortalama 25-30 yıl yaşadığı bilinmektedir. Günde 30 bin yumurta yumurtlama kapasitesine sahip olan ve zaman içerisinde yaklaşık 10 cm büyüklüğe kadar ulaşabilen kraliçe hemen yumurtlamaya başlar. İlk çıkan işçi termitler ebeveynlerinin vücut sıvıları ile beslenip büyürler ve hemen kral ve kraliçeye hizmet etmeye başlarlar. İşçiler kördür ve kısırdır. Buna rağmen yuvada bulunan yumurta ve larvaların bakımından, yuva yapımı ve inşasından, hatta askerler dahil diğer tüm termitlerin beslenmesinden sorumludurlar. Kraliçeyi beslerken, yuva hakkında tüm bilgileri vücutlarından salgıladıkları feromenler sayesinde kraliçeye anlatırlar. Kraliçe de hemen onlara aynı yolla cevap verir ve yuvada almaları gereken önlemlerin neler olduğunu bildirir. Yuvaya bir saldırı mı olmuştur? Asker termit sayısı mı azalmıştır? Yuvada meydana gelen hasar nerededir? Nerelerin tamir edilmesi gereklidir? Bu kadar sorunla kimler mücadele edecek? İşçi termitler görev başında. Kraliçeden alınan emirlerle larvaların bir kısmı değişik besleme yöntemi ve kimyasal maddelerle işçi termitler yerine asker termitler olarak yetiştirilmeye başlanır. Yuvada meydana gelen hasar, yuvanın içerisinden sağlanan nemli toprak parçaları ile onarılır. Ağza alınarak özel nitelikte tükürükle karıştırılan ve kuruduktan sonra neredeyse beton sertliğine ulaşacak niteliğe getirilen toprak parçaları, onarılacak alanlara yapıştırılır. Yuva, yüz binlerce işçi termitin beraber çalışması ile kısa sürede tamir edilebilir.

Termit Yuvaları

Toprak altında en fazla 2 metre çapında oval şekilli yuva içerisinde, sayıları 1 milyonu aşan termit topluluğunun, bu dar alanda sürdürdükleri sosyal yaşam akıllara durgunluk verecek kadar ilginçtir. Yuva denildiğinde kaba bir delik akla gelmemelidir. Burada, kraliçe ve kralın tutulduğu 10-15 cm2 bölüm, yumurta ve larvaların bulunduğu ve bakım yapıldığı yaklaşık 2-2.5 cm2 bölümler, havalandırma sistemi, bacalar ve tarım alanları gibi çok sayıda özel bölüm bulunmaktadır. Yuva açıldığında bu bölümler süngerimsi bir yapıda karşımıza çıkar. Bizler için belki de en ilginç olanı ilkel olarak değerlendirdiğimiz bu canlılardan Macrotermes cinsine bağlı olanların yuvalarının bir bölümünü tarım alanı olarak ayırarak burada kendileri için sindirimi kolay besin maddesi üreten mantarları yetiştirmeleridir.

Macrotermes cinsine bağlı termitlerin yaptıkları yuvaların yerden yüksekliği 7 metreyi bulabilmektedir. Afrika ve Asya’da çok yaygın olarak görülen bu tepeler doğal olarak şekillenmemiştir. Bu tepeler, sayıları milyonları bulan termit kolonilerinin 1-2 yıl içerisinde yaptıkları yükseltilerdir. Tepe şekilleri, termit türüne, toprağın yapısına ve iklime göre değişiklik gösterir. Özellikle ağaçların az olduğu, güneşin hüküm sürdüğü bölgelerde bu tepeler, doğu-batı yönünde neredeyse bıçak inceliğinde, kuzey-güney yönünde ise alabildiğine genişlemiş durumdadır. Böylelikle güneşin kavurucu sıcaklığından yuvalar hiç etkilenmez. Bu tepeleri, işçi termitler ağızlarıyla toprak taşıyarak yaparlar. Toprak deniyorsa da bu toprak parçasının içerisine karıştırdıkları özel kimyasal maddelerden de söz etmek gerekir. Bu özel tükürük sayesinde bu tepeler kazma ile bile zor yıkılabilen, kalsiyum karbonatça zengin yapılar halini alırlar. Neden uğraşırlar ki bu tepeleri bu kadar yükseltmek için? Biliminsanları uzun bir süre bu konu üzerinde çalışmışlardır. Çünkü bu tepeleri yıktığınızda içeride tek bir termite bile rastlayamazsınız. Peki nerededir bu tepenin sahipleri? Bu görkemli inşaatın sahipleri, toprak altında yaptıkları asıl yuvalarında yaşarlar. Tepe ise havalandırma sistemi olarak görev yapar.



 
  editör'den / bu sayıda / bayiler / eski sayılar / adres / kapak konusu