TSUNAMİ TÜRKİYE’YE ZARAR VERİR Mİ?

 

Dalganın karada ilerleme hızı, insanın koşma hızından daha fazladır. Merak edip dalganın kıyılardaki davranışlarını izlemek çok tehlikelidir. Kaçmak için zaman geç olabilir. Depreşim dalgası nedeniyle yaşamını yitirenlerin bir bölümü meraklı kişilerdir.

Denizlerde  ya da Okyanusların herhangi bir bölgesinde yerel olarak oluşan depreşim (deniz taban deformasyonu, çökmeler, oturmalar, zemin kaymaları, göçmeler, volkanik hareketler, meteor çarpmaları gibi kütle hareketleri) biçimindeki olaylardan herhangi biri ya da birkaçının birden oluşması sırasında denize geçen potansiyel enerjinin kinetik enerjiye dönüşmesi ve buna bağlı olarak gelişen akıntılar ve su düzeyi değişimi ile uzun dönemli dalga(lar) oluşur.  Bu dalgalar Japonca’da “tsunami” olarak adlandırılırken Türkçe’mizde  “Depreşim Dalgası” adı ile anılırlar.

Dünyada bugün izleri bulunanlar arasında eskilerden sayılabilecek  depreşim dalgası olayı M.Ö. 5800 yıllarında, Norveç’in Güney batısındaki Storegga açıklarında meydana gelen denizaltı heyelanına bağlı oluşan ve İskoçya kıyılarını da vuran depreşim dalgasıdır.  

M.Ö. 1631 yılına rastlayan dönemde ise Ege’de patlayan Santorini (o zamanki adı Thera) ve krater çökmesi ile oluşan depresim dalgasının bölgemizdeki önemli tarihsel olaylardan biri olduğunu unutmamalıyız. O dönemdeki Minos uygarlığının deniz yapıları ve deniz araçlarına etki eden depreşim dalgası, kıyılara verdiği zararla uygarlığın  en önemli yasam kaynağı olan deniz ticaretini sona erdirmiş ve halkın Girit Adası ve diğer adalardan, Mora’ya ve Anadolu’ya göç etmesine yol açmıştır.

Olağan dışı büyük deniz dalgalarından tarihte ilk bahsedenler, 2500 yıl öncesinde Euclides, Heredot, Aristo ve Strabo olarak bilinir. Depreşim dalgası ile depremler arasındaki ilişkiden tarihte ilk bahseden kişi ise,  M.Ö. 426 tarihli deprem ve depreşim dalgası olayındaki gözlemlere dayanan  Euclides’tir. Euclides, denizde su düzeyinin çökmesi, kıyı çizgisinin  önce geri çekilmesi ve ardından çok büyük dalga  olarak karaya ilerlemesini anlatarak, bu tür büyük dalgaların depremlere bağlı olarak oluşabileceğini ifade etmiştir.

Bütün bu tarihi gerçekleri aydınlatmak ve depreşim dalgasını tanımak için olağanüstü uğraşlar verilirken, 26 Aralık 2004 Pazar günü, Greenwich saati ile gece yarısı 00:58:53’te  (Endonezya saati ile 07:58:53) Endonezya Sumatra Adası’nın Kuzey doğusunda 3.307° N 95.947° E koordinatlarında meydana gelen 9 şiddetindeki depremin yarattığı Depreşim Dalgası (tsunami), kendisini Güney Doğu Asya’da tüm becerilerini de ortaya koyarak apaçık biçimde göstermiş, insanlığı ve dünyayı en zayıf yerinden vurmuş, denizlerdeki ölçüm aygıtları  ve kıyılardaki kameralarda acımasızlığı belgelenmiş,  Hint Okyanusunu çevreleyen 12’den fazla ülke kıyılarında olağanüstü hasar yaratmış, büyük çoğunluğu Güney Asya kıyılarında olmak üzere diğer kıtalardaki ülkelerden olan 25’ten fazla milletten çeyrek milyondan fazla can almış ve insanlık tarihinin yaşadığı en büyük doğal afetlerden biri konumunu almıştır. Bu deprem, sadece bahsedilen depreşim dalgasını oluşturmakla kalmamış, dünya üzerinde yaygın biçimde bilimsel, sosyal, psikolojik, kültürel  açıdan da durmaksızın devam eden sarsıntılara neden olmuş ve çok önemli değişimler oluşması için kapıyı aralamıştır. Bu nedenledir ki  insanlık, bu günlerde yüzyıllarca unutulmadan anlatılacak çok önemli bir tarihi olaya, acı içinde tanık olmaktadır.

Depreşim Dalgasının Asya’da en etkili olduğu bölge olan Sumatra adasının kuzey kıyılarında ve batısındaki Simeulue adasında çalışmak üzere kurulan Uluslararası Tsunami Araştırma ekibinde UNESCO Hükümetler arası Denizler Komisyonu desteği ile Doç. Dr. Ahmet Cevdet Yalçıner, Prof. Dr. Şükrü Ersoy ve Prof. Dr. Doğan Perinçek olmak üzere üç Türk Araştırmacı, çalışmayı yöneterek görev aldık. Bu araştırmalarımız, gerek depreşim dalgası afeti sonrası ortaya çıkan sorunların saptanması, çözümlerin geliştirilmesi, korunma konusunda yapılacakların saptanması, ülkemiz çevresi denizlerde depreşim dalgası oluşumu, kıyılarımıza etkileri, kıyı yapılarımızın durumu ve olası tehlikeler konularında bizlere somut değerlendirmeler yapma olanağı sağlamıştır.

Araştırmaların yürütüldüğü kıyı bölgeleri, Sumatra adasının doğu kıyılarındaki Medan, batı kıyılarındaki  Meulaboh şehirleri ve Kuzey Batı açıklarındaki Simeulue adalarıdır.

Araştırmanın Jakarta’dan sonraki ilk durağı Sumatra adasının kuzeybatı kıyısında yer alan Medan şehridir. Bu yerleşim alanı adanın deprem merkezine göre Sumatra adasının arka kısmında yer aldığından depreşim dalgasının doğrudan etkisinden uzaktır. Ancak Sumatra adasını kuzeyden dolaşan  dalgalar Medan kıyılarında da ciddi zarar ve can kaybına neden olmuştur. Öyle ki kıyıdan 1.5 km uzaktaki Medan şehrinde de depreşim dalgası etkilerine rastlanmıştır.

Araştırmanın  diğer durağı Sumatra adasının kuzeybatı kıyısında yer alan ve dev deniz dalgalarının direkt etkisine maruz kalmış bulunan Meulaboh ve Çalang şehirleri arasındaki kıyı bölgesi olmuştur. Güvenlik kuvvetlerinin desteği eşliğinde karadan ve havadan yapılan incelemelerde tsunami dalgasının Meulaboh kenti kıyılarında Hindistan cevizi ağaçlarını aştığı, kıyıdan 5 km kadar karaya ilerlediği, şehrin limanını ve liman çevresini tamamen yok ettiği, nüfusun 2/3 kadarını öldürdüğü görülmüştür. Meulaboh kıyılarının kuzeyinde kalan Tanom ve Calang şehirlerinde can kaybının  nüfusun yüzde 70’ine ulaştığı saptanmıştır. Daha kuzeydeki Banda Aceh kentinde ise şehrin limanı ve merkezinin yok olduğu, dalganın eriştiği en yüksek düzeyin 30.5 m olduğu öğrenilmiştir. Bu şehirler arasındaki temel ulaşım kıyıya yakın kara yolu ve limanlar arası deniz taşımacılığıdır. Ancak, tsunami etkisi ile hem limanlar hem de kıyıya yakın olan tüm köprüler yıkılmış olduğundan ulaşım felce uğramış durumdadır. Liman ve köprülerden başka, kıyıdaki dolum tesisleri ve havaalanı gibi önemli altyapı tesisleri de ciddi şekilde zarar görmüştür. Köprülerin yıkılması nedeniyle çok yere kara yoluyla ulaşılamamaktadır. Şehirde içme suyu ve atık su şebekesi kalmamıştır.

Yerli halkla ve tanıklarla konuşmalar yapılarak gelen deprem ve tsunami  dalgalarının karakteri saptanmıştır. Deprem çoğu yerde 3 ile 5 dakika arasında hissedilmiştir. Depremden sonra hemen hemen her yerde deniz çekilmiştir. Çekilme çoğu yerde 200 metre olmakla birlikte deniz taban eğimine bağlı olarak değişmektedir. Aradan 15-20 dakika sonra deniz tekrar yükselerek dalgalar gelmeye başlamış, gelen ilk dalgalar 50 cm ile 1 metre arasında değişmektedir. Belli bir zaman aralığı sonrasında gelen ikinci dalga her yerde yüksek ve şiddetli olmuştur. Dalga yüksekliği kıyının şekline bağlı olarak 3 metre ile 20 metre arasında değişmektedir. Hatta bazı yerlerde Hindistan cevizi ağaçlarını (20 metreyi) aşan yerler de saptanmıştır. Tsunami dalgaları bazı bölgelerde kıyıdan ancak 150-200 metre etkili olabilirken bazı yerlerde de kıyıdan (Meulaboh, Tanom, Calang ve Banda Aceh kentleri) 5-6 kilometre içerilere kadar etkili olabilmiştir. Dalganın karaya doğru ilerlemesi,  dere ağızlarında ve dere yatakları boyunca çok belirgin ve zarar verici durumdadır. Dalganın ulaştığı tüm kara alanlarında,  bitkiler deniz suyundaki tuz nedeniyle kurumuştur. Bu etki tuza dayanıklı olmayan bitkilerde uzun yıllar devam edebilir. 20 metreyi aşkın bazı kokonat ağaçları, tsunami dalgalarıyla su altında kalması sonucu kurumuştur. Bazı kıyılar yükselirken bazı kıyılarda da kalıcı olarak çökmüştür. Bazı kıyılar ise ciddi bir şekilde erozyona uğramıştır. Bu kesimlerdeki yollar sular altında kalmıştır. Bu nedenle bazı yerlere artık tekneler yanaşamamaktadır. Çöken yerlerde ise deniz kara alanlarını işgal etmiştir.