![]() |
|
![]() |
HAYVANSAL GIDALARDA İLAÇ KALINTILARI
Hayvanlarda ilaç kullanımı söz konusu olduğu sürece bunlardan sağlanan et, süt, yumurta, bal gibi besin maddelerinde ilaç kalıntısının bulunması da kaçınılmazdır. Son günlerde gündemi işgal eden hayvansal gıdaların veteriner ilaçları ile kirlenme riski, aslında yeni bir olgu olmayıp yıllardır güncelliğini koruyan ve tüketicilerde sürekli bir endişe yaratan sorunların başında gelmektedir. Besin değeri olan hayvanlarda hastalıkların tedavisi, önlenmesi ve kontrolü ile gelişmenin hızlandırılması, yemden yararlanmanın artırılması amaçlarıyla hayvanlara uygulanan ilaç ve benzeri yetiştiricilik ürünlerinin kullanılmalarından sonra, hayvanların doku ve organlarında biriken kimyasal maddelerin hepsine birden kalıntı adı verilir. Çağdaş ülkeler kalıntıların üstesinden gelmek için oldukça sıkı önlemler almakta, ancak ne yaparlarsa yapsınlar sorunu tümden yok edememekte yalnızca azaltabilmektedirler. Ülkemizde Tarım ve Köyişleri Bakanlığından ruhsatlı yaklaşık 1200 civarında veteriner ilacı bulunmakta ve bunlardan aşağı-yukarı 500 tanesinin sahada kullanıldığı belirtilmektedir. Ayrıca hayvanın yemleriyle, sularıyla birlikte ağızdan ya da çevresinden (solunum ya da deri yoluyla) aldığı bazı zirai mücadele ilaçları, ağır metaller (kurşun, krom, cıva, kadmiyum gibi) ve benzeri kirlilikler (dioksin gibi) de yenilebilir dokularında birikerek kalıntı sorunlarına yol açabilirler. Bu kadar fazla sayıdaki ilaç ve kirlilik çeşidinin yaygın bir şekilde kullanılması, doğal olarak besin değeri olan hayvanlarda kimyasal madde kalıntısı problemini de beraberinde getirmektedir. Hayvanlarda ilaç kullanımı söz konusu olduğu sürece bunlardan sağlanan et, süt, yumurta, bal gibi besin maddelerinde ilaç kalıntısının bulunması da kaçınılmazdır. Yalnız burada bütün kalıntıların insan sağlığına zararlı olabileceğini söylemek doğru olmaz. Çünkü her maddenin bir etkisiz düzeyi ya da kabul edilebilir günlük alım miktarı vardır. İnsan ve hayvanlar tarafından tüketilen gıda ve yemlerde bulunmasına izin verilen en yüksek kalıntı miktarı tolerans düzeyi olarak adlandırılır. Karaciğer, böbrek, dalak, süt gibi hayvansal dokular için ayrı ayrı belirlenen tolerans düzeyi, insanlara yönelik risk değerlendirmesi ve gıda güvenliğinin sağlanmasına temel oluşturur ve yasal bir niteliğe de sahiptir. Ülkemizde 16.11.1997 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliğinde hemen hemen bütün veteriner ilaçlarının hayvansal besinlerde bulunmasına izin verilen tolerans düzeyleri mevcuttur. Gıdalardaki kalıntıların sakıncalı etkileri aşağıda maddeler halinde sıralanmıştır;
1. Akut Zehirlilik (Şiddetli Zehirlenme): Böyle bir duruma hastalık hali bulunmayan normal bireylerde genellikle rastlanmaz. Bununla birlikte kalp bozuklukları, kas zayıflıkları, böbrek hastalıkları, bağışıklık sisteminin yetersizliği, karaciğer yetmezliği gibi hastalıklar bulunan insanlarda, kalp-damar sistemine yönelik bozukluklar, solunum yetmezliği ve genel zehirlenme belirtileri gibi akut zehirlilik belirtileri görülebilir.
2. İlaç Alerjisi: Çok az ilaç (penisilin, sefalosporinler kloramfenikol ve teterasiklinler gibi) besinlerle alındığında alerjik reaksiyona yol açar. Alerjik reaksiyonun ortaya çıkması için söz konusu ilaçla daha önce karşılaşılmış olması (örneğin insanlarda bir hastalığın tedavisinde daha önce kullanılma gibi) gereklidir. Yapılan araştırmalar bir çok süt örneğinde küçük miktarlarda penisilin kalıntısının olduğunu göstermesine rağmen, bu sütleri tüketenlerin çok azında alerjik reaksiyon görülmüştür. Eldeki verilerin bir çoğu süt ve süt ürünlerinden alınan penisilin kalıntılarının kronik ürtikere (kurdeşen) neden olduğunu göstermektedir. Çok az kaynakta anafilaktik reaksiyon ve ölüm rapor edilmiştir. Penisilin alerjisine bağlı ölüm oranının 65 binde 1 olduğu belirlenmiş ve 1975-1990 yılları arasında sadece 10 vaka kaydedilmiştir. Bunların içerisinde hayvansal besinlerle alınan penisiline bağlı olanların sayısı ise çok daha azdır.
(…)
|